Asaf Savaş Akat

Asaf Savaş Akat

akatas@bilgi.edu.tr

Kamuda yönetici ataması

Salı akşamı Ekodiyalog'ta ilgi

Haberin Devamı

Salı akşamı Ekodiyalog'ta ilginç bir soru geldi. "Yaygın kayıtdışılığın istatistiki verileri gerçeklerden uzaklaştırması sizi geleceği tahmin ederken zorlamıyor mu? Bu işi hangi motivasyonla yapıyorsunuz?"

Cevabım "heyecan" oldu. Kayıt içinde ekonomi ve güvenilir veriler makro istikrarla beraber geliyor. Bu ise iktisatçı için sıkıcı bir ortam demek. Halbuki Türkiye kelimenin tam anlamı ile sürprizler ülkesi. Veriler belki yetersiz ama heyecan çok.

Merkez Bankası Başkanı'nın atanmasını örnek verebiliriz. Yöntemi kanunla düzenlenmiştir. Tarihi yıllar öncesinden bellidir. Günü geldiğinde yapılır. Yani içeriği ne kadar önemli olursa olsun idari açıdan sıradan bir olaydır.

Daha doğrusu öyle olması gerekir. Ama burası Türkiye'dir. Sıradan atamanın hikâyesi heyecanlı bir macera romanına dönüşür. Bize de yazacak konu çıkar.

Kabahat kimde?
Merkez Bankası'na başkan atama sürecinde yaşanan tatsızlık basına çok mürekkep, televizyonlara çok elektrik harcattı. Bizim cenahta yaygın teşhis, hatanın tümü ile hükümetin davranışlarından kaynaklandığı şeklinde.

Eleştirilerin ana ekseninde zamanlama yatıyor. Cumhurbaşkanı'ın atamalardaki tutumu bilindiğine göre, yeni başkanın kararnamesi Cumhurbaşkanı'a yeterince erken gönderilmiş olsa bu belirsizlik oluşmazdı deniyor.

Örnek olarak da ABD Merkez Bnkası'daki görev değişimi gösteriliyor. Hakikaten Bush aylar önce Bernanke'yi seçti. Günü geldiğinde Greenspan ayrıldı. Hiç sorun yaşanmadı.

Önemli atamaların son dakikaya bırakılmasının yanlışlığı konusundaki eleştiriye kesinlikle katılıyorum. Ancak, bu durumun şu andaki hükümetten kaynakladığına ikna olmuş değilim. Yüksek kamu görevlerine atama sisteminin bütününe bakmakta yarar görüyorum.

Sorumluluk, denetim ve şeffaflık
Madem herkes ABD'yi örnek veriyor, ben de oradan devam edeceğim. Amerika yönetimde sürekliliği çok önemser. Genel kural bir yönetim yerinde iken bir sonrakinin seçilmesidir. Bunun Cumhurbaşkanı'dan dernek yöneticilerine kadar örneği çoktur.

Kamu görevlerine atamada üç boyut öne çıkar. Bir: Atama yetkisi siyasi sorumluluğu olanındır. Başka türlü düşünülemez. Federal hükümet düzeyinde siyasi sorumluluk Cumhurbaşkanı'nındır. Atamayı doğrudan o yapar.

İki: Görev önemli ise atama yasama denetimine tabidir. Bu yetkiyi eyaletleri temsil eden Senato kullanır. Anayasaya göre Senato'nun "tavsiye ve oluru" (advise and consent) gerekir.

Üç: Denetim şeffaftır. Yönetici Senato önünde sınavdan geçer. Tüm süreç kamuya açıktır. Eleştiriler yüzüne söylenir. Cevaplandırır. Toplum da yöneticiyi tanır. Görevi hakkıyla yapıp yapamayacağını hakkında kanaat oluşturur.

Türkiye'nin mevcut sisteminin farkı derhal görülüyor. Siyasi sorumluluk ve denetimde şeffaflık boyutlarını özellikle vurgulamak istiyorum.

DİĞER YENİ YAZILAR