Asaf Savaş Akat

Asaf Savaş Akat

akatas@bilgi.edu.tr

IMF'siz istikrar

IMF ile halen yürürlükte olan

Haberin Devamı

IMF ile halen yürürlükte olan anlaşmalar 1999'un son aylarında devreye girdi. Ecevit hükümetinin imzaladığı Niyet Mektubu ile kur çapasına geçildi. Standby Anlaşması enflasyonun tek haneye düşeceği 2003 sonuna kadar devam edecekti.

Şubat krizi hesapları değiştirdi. Bakan Derviş'in hazırladığı Güçlü Ekonomiye Geçiş Programı IMF ile anlaşmada bir dizi revizyon getiriyordu. O arada Standby Anlaşmasının süresi 2004 sonuna kadar bir yıl uzatıldı.

Zaman çabuk akıp geçiyor. 2003'ü yarıladık bile. Yavaş yavaş Standby Anlaşmasının 2004 sonrasına uzatılıp uzatılmayacağı konusu gündeme geliyor. Önümüzdeki dönemde bu konunun çok tartışılacağı anlaşılıyor.

Uvertürü Başbakan Erdoğan yaptı. Mali kriz karşısında IMF reçetesini reddeden Malezya'da konuştu. 2005'de Türkiye'nin yoluna IMF'siz devam edecek noktaya geleceğini ifade etti. Dışişleri Bakanı Gül ve Devlet Bakanı Babacan da bunu teyit ettiler.

Bu olayın biri kötümser diğeri iyimser iki faklı değerlendirmesi olabilir. Sırası ile görelim.

Kötümser tefsir
IMF ile hükümetlerin ilişkisi neden hep sıkıntılıdır? Artık sağır sultan bile biliyor. Çünkü Standby anlaşmaları hükümetleri mali disipline zorluyor. IMF ile yürütülen bütün programların belkemiğini bütçeye konan faiz-dışı fazla hedefleri oluşturuyor.

Erdoğan hükümeti de mali disiplinin getirdiği harcama tahditlerini birinci elden yaşayarak öğrendi. Başbakan seçmene vaatlerinden birini gerçekleştirmek istiyor. Diyelim bir tarım ürününe yüksek zam yapmayı öneriyor. Yeni bir yatırım planlıyor.

Anında karşısına IMF çıkıyor. Önce hayır, olmaz diyor. Başbakan İsrar ediyor. Aradaki ilişkiler gerginleşiyor. Gözden geçirme gecikiyor. Israr edilmesi halinde IMF ancak bütçeye aynı miktarda kaynak bulunması halinde onay veriyor.

Kötümser tefsir, hükümetin harcama özgürlüğüne kavuşmak için IMF ile ilişkiyi keseceğidir. Bunun anlamı çok açıktır. 2004 sonuna kadar faiz-dışı fazla hedefleri mecburen tutturulacak ama 2005'ten itibaren alışılageldik popülist politikalara geri dönülecektir.

Bu hikâyenin sonu bellidir. Derhal dövize hücum olur. TL faizleri patlar. Enflasyon hızla tırmanır. Kamu borcunun çevirmek olanaksız hale gelir. Ekonomik istikrar biter. Ekonomik istikrarsızlık ve krizler geri gelir.

İyimser tefsir
Bu senaryonun tam tersi de mümkündür. Hükümet 2003 ve 2004'te Standby Anlaşmasını kararlılıkla uygular. Hem mali disiplini sürdürür. Hem de yapısal reformları birer birer devreye sokar.

Bu politikalar 2004 sonunda enflasyonu tek haneli düzeyin çok yakınına geriletir. Kurdaki hareketler sakinleşir. TL reel faizleri iyice düşer. Vatandaş tasarruflarının önemli bölümünü dövizden TL'ye geçirir. Bunları gören hükümet mali disiplin ve yapısal reformun ekonomiye ne kadar olumlu etki yaptığını anlar. IMF istediği için değil, kendi çıkarına olduğu için mali disiplini sürdürmeye karar verir.

Açıktır ki bu durumda Türkiye'nin IMF'e ihtiyacı kalmayacaktır. IMF olmaksızın ekonomik istikrarı temin edecek siyasi olgunluk oluşmuştur. Standby Anlaşması biter. Ekonomide istikrar sürer.

DİĞER YENİ YAZILAR