2005 sonrasında IMF ile kurulacak ilişkiyi tartışıyoruz. Üç seçenek var. Bir: Yeni bir standby anlaşması yapılması. İki: Daha gevşek bir ilişki. Üç: IMF'siz yola devam. Mali piyasalar ve iş alemi standby istiyor. Hükümet net bir tavır açıklamadı. Ben üçüncüsünden yana olduğumu söyledim.
Seçeneklerin içerikleri de biliniyor. Yeni standby IMF'ye borç geri ödemelerini daha uzun vadeye yayıyor. Gevşek anlaşmada bir sorun halinde IMF'den kaynak kullanılabiliyor. IMF'siz devam edince kaderimizle baş başa kalıyoruz.
Kaynak sorunu
Kolaylık için iki uç seçeneğe bakabilir, yani yeni bir standby anlaşması ile IMF'siz devam durumunu karşılaştırabiliriz. Sorunun özü, IMF'nin bu noktadan sonra Türkiye ekonomisine neler getirebileceğini doğru saptamaktadır.
1999'dan bu yana süregelen enflasyonla mücadele sürecine IMF'in en önemli katkısı Türkiye'ye sağladığı uzun vadeli ve ucuz kaynaktır. Bunlar olmadığı takdirde ekonominin çok daha büyük bir bedel ödemek zorunda kalacağı çok açıktır.
1999'dan bu yana IMF'den ne kadar kaynak geldi? Sorunun cevabını ödemeler dengesi verilerinden izliyoruz. Nisan sonu itibanyla Hazine'ye 14 milyar dolar, Merkez Bankası'na 6 milyar dolar, toplam 20 milyar dolar net kaynak girişi görülüyor.
Bu para ne oldu? Cevabını aynı yerde buluyoruz. 8 milyar dolar mali sistemin dövizdeki açık pozisyonunu kapattı. 5 milyar dolar portföy yatırımı şeklinde yurt dışına gitti. Gerisi Merkez Bankası döviz rezervlerine eklendi. Soruna ödemeler dengesi ve kamu borçları düzeylerinde bakmalıyız. Ekonominin dış açık nedeni ile dövize ihtiyacı var mıdır? Hazine'nin kamu borçlarını çevirmek için dış kaynağa ihtiyacı var mıdır? Varsa, döviz ve dış kaynağı tek sağlayabilecek IMF midir?
Dalgalı kur rejiminde ilk soru abestir. Döviz arzı yetersiz kalınca kur yükselir. İkinci soru, yani borcun çevrilmesi esas olarak faiz-dışı fazlaya bağlıdır. Ayrıca, ek dış borçla gelen dövizi kimin satın alacağı sorusu da cevapsızdır.
Demek ki, 2005 sonrasında enflasyonla mücadeleyi ve yapısal dönüşümünü sürdürdüğü takdirde Türkiye'nin IMF kaynaklarına ihtiyacı yoktur. Zaten IMF de ek borç vermeyecektir. Sadece borç geri ödemelerini öteleyecektir.
Güven sorunu
Kaynak dışında IMF'in bir katkısı daha olabilir. İktisat politikalarını yakından denetleyerek güven ortamını güçlendirebilir. Bu arada, şubat krizinin bu katkının ciddi sınırları olabileceğine işaret ettiğini hatırlatalım. Bence, yeni standby anlaşması talebinin gerisinde, hükümete ve uygulayacağı iktisat politikalarına güvensizlik yatmaktadır. Yani IMF kaynak yetersizliğinden ziyade maliye ve para politikasına disiplin getirmesi umudu ile göreve çağrılmaktadır.
Esas sorun hükümete ve siyasete karşı güvensizliktir. Mali disiplinin ancak dışarıdan bir zorlama ile sağlanabileceği inancı yaygındır. Dolasıyı ile yeni standby güven sorununu çözemez. Sadece öteler. Bu önemli konuya devam edeceğiz.
IMF ne getiriyor?
2005 sonrasında IMF ile kurula
Haberin Devamı

