Asaf Savaş Akat

Asaf Savaş Akat

akatas@bilgi.edu.tr

IMF ile yeni anlaşma

Geçen hafta Fransa'da bir konf

Haberin Devamı

Geçen hafta Fransa'da bir konferansa katıldım. Dikkatimizin dağılmasını engellemek için dış dünyadan kopuk bir mekan seçilmiş. Yoğun program içinde üç gün boyunca internete bile ulaşamadık. Neticede yazılarım aksadı.

O arada Erdoğan Hükümeti'nin hazırladığı yeni Stand-by Anlaşması IMF direktörler kurulu tarafından onaylandı. Türkiye'ye dönünce ilk işim Niyet Mektubu'nu edinmek oldu. Doğallıkla, meslektaşların yazdıklarını da okudum.

Bu tür konuları sıcağı sıcağına yazmak gerekiyor. Türkiye'de ekonominin gündemi çok çabuk değişiyor. O bakıma biraz sıkıntılıyım. Gene de dayanamadım. Fikrimi söyleme ihtiyacını hissettim.

Karşı çıkmıştım
Tarihi bir olguyu hatırlatarak başlamak istiyorum. Kemal Derviş'in hazırladığı bir önceki Stand-by Anlaşması 2001-2004 döneminin kapsıyordu. Dolayısı ile 2004'ün yaz aylarında yeni bir anlaşma gerekip gerekmediği tartışmaya açıldı.

Ben de 27 Haziran-6 Temmuz 2004 arasında dört yazıda bu konuyu işledim. IMF ile yeni bir anlaşma yapmanın neler getireceğine ve götüreceğine baktım. IMF'ye neden gerek olduğunu anlamaya çalıştım.

Türkiye'nin döviz yetersizliği sorunu yoktu. Tam tersine, döviz fazlasının getirdiği sıkıntılar vardı. Üstelik Hazine uluslararası piyasalarda hiç zorlanmadan borçlanabiliyordu.

IMF'den beklenen döviz değilse neydi? Güvendi. Mali piyasalar hükümete ve iktisat politikalarına güven duymuyordu. Güvenmek için uygulamaların IMF tarafından denetlenmesini istiyorlardı.

Burada bir açmaz vardı. Politikalara güven IMF'yle ilişkiye bağlı kalıyordu. Güven sorunu geriye atılıyor ama çözülmüyordu. Eninde sonunda Türkiye IMF'siz yola devam etme kararını alınca tekrar güvensizliğin bedeli ödenecekti.

Bu analiz beni IMF ile yeni bir anlaşmaya gerek olmadığı sonucuna götürdü. Türkiye'nin ekonomik istikrar içinde hızlı büyümeyi sağlayacak politikaları kendi iradesi ile ve IMF desteği almadan gerçekleştirmesini önerdim.

Katılım Öncesi Ekonomik Program
Erdoğan hükümeti yeni bir anlaşma opsiyonunu tercih etti. Anlayışla karşılıyorum. IMF'siz yola devam halinde kısa dönemli de olsa mali çalkantı riskleri vardı. 2007'de yapılacak genel seçim açısından politik mülahazalar öne çıktı.

Bir başka gelişmeye dikkat çekelim. Hükümet 29 Kasım 2004'te AB ile ekonomik bütünleşme için yol haritası yayınladı. "Katılım Öncesi Ekonomik Programı" (KEP) 2005-2007 dönemi için planlanan politikaları ve reformlan ayrıntılı şekilde ortaya koydu. Niyet Mektubu'nu okurken yeni anlaşmanın aslında KEP'in bir uzantısı olduğu zaten hissediliyor.

Son olarak bir hususu belirtelim. Hükümet ilk iki yılında bir önceki hükümetten kendisine miras kalan bir programı uyguladı. Bu ise doğrudan hükümetin iradesini yansıtmaktadır. Bu programın politik sahiplik sorunu olmaması gerekir.

DİĞER YENİ YAZILAR