Mali piyasalar heyecanı bol bir hafta yaşadı. Özellikle kur-faiz-borsa üçgeni son iki günü çok hareketli geçirdi. Şaşırdım desem yalan olur. İlgilenenler "Saadet Zinciri Tekliyor" başlıklı (9 Mart 2006) yazıma göz atabilir.
Her fırsatta tekrarlıyorum. 2003 sonrası uygulanan yanlış para politikası ekonomiyi çok olumsuz bir konjontüre sürükledi. Yüksek faizler TLye aşın değer kazandırdı. Dış kaynakla beslenen bir iç talep balonuna zemin hazırladı.
Konjonktüre aylar öncesinden isim koyduk. "Sanayisiz, ihracatsız, istihdamsız ama enflasyonist büyüme" dedik. Hızla büyüyen dış açığa dikkat çektik. Geçen yazımızda bu gözle 2006'nın ilk çeyrek cari işlemler dengesine baktık.
Finansman kalitesi
Benim zıttım görüşlere sahip çok sayıda iktisatçı olduğu biliniyor. Farklılık para politikasına bakıştan kaynaklanıyor. "2003 sonrasında doğru para politikası uygulandı" tezi TL'nin değeri ve dış açık konusunda başka teşhisler gerektiriyor.
İlkini bir kenara bırakalım. Dış açıkla ilgili tezi sanınm sağır sultan bile duydu. Özetle "dış dengedeki bozulmayı bırak, dış finansmandaki iyileşmeye bak" deniyor. Türkiye'ye gelen dış kaynağın bileşimindeki değişim kasdediliyor.
Dış finansmanın kalitesi gerçekten önemlidir. Dövizle kısa vadeli borçlanma en kalitesiz kaynaktır. Hızla ülkeyi terkedebilir. Giderken mali sisteme ve reel ekonomiye büyük hasar verir.
Diğer uçta yeni sanayi tesisi kuran doğrudan yabancı sermaye yatınmı yer alır. Üretim, ihracat ve istihdamı artırır. Gelecekte dış açığı küçültür. Çıkışı ise çok zordur. Yani katkısı yüksek, maliyeti düşüktür.
Uzun vadeli döviz kredileri, borsa ve diğer portföy yatırımları, TL ile yabancılara borçlanma arada bir yerde kalır. Aynı şekilde borçlananın kamu ya da özel olması da finansman kalitesini etkiler.
Kalite bozuluyor (mu?)
Aşağıdaki dış finansmanın ana kalemleri karşılaştırılıyor. 2005 yılında 23.1 milyar dolar cari işlemler açığının yüzde 73'ü (16.7 milyar dolar) borçlanma dışı kaynaklardan, yüzde 27'si (6.3 milyar doları) borçlanma ile karşılanıyor.
Diğer sütunlarda 2005'in son çeyrek ve 2006'in ilk çeyrek verileri yer alıyor. Yılın son çeyreğinde borç dışı finansman yüzde 86'ya yükseliyor. Ama bu yılın ilk çeyreğinden yüzde 33'e geriliyor. Yani ilk çeyreğin finansman tablosu pek de parlak durmuyor.
Üç ay iktisat için kısa dönemdir. O nedenle tabloda görülen eğilim yılın devamında değişebilir. Yabancı sermaye yatırımı yükselebilir. Net hata noksan büyüyebilir. Hisse senedi yatırımı bile artabilir. Pek öyle durmuyor ama, neyse...
Bu arada banka dışı özel kesimin son 15 ayda (Ocak 2005-Mart 2006 arası) 24.7 milyar dolar net dış borçlanma gerçekleştiğini belirtelim. Bunun 13.7 milyar doları son altı ayda alınmış. Ne demeli? "Borç yiyen kesesinden... "
İlk çeyrekte dış finansman
Mali piyasalar heyecanı bol bi
Haberin Devamı

