Asaf Savaş Akat

Asaf Savaş Akat

akatas@bilgi.edu.tr

Hibe mi, borç mu?

Hükümetle ABD arasında Irak'la

Haberin Devamı

Hükümetle ABD arasında Irak'la ilgili tazminat pazarlıkları sürüyor. Medyada çıkan haberlerden ABD yönetiminin iki farklı yöntem önerdiğini anlıyoruz. Biraz hesap önerilerini birbiriyle karşılaştrılabilir hale getirebiliriz. Yöntemlerden biri ABD'nin federal bütçesinden Türkiye'ye karşılıksız tazminat ödemesi. Buna hibe deniyor. İlk bakışta basit duruyor. Türkiye parayı alıyor ve işlem bitiyor. Ancak ayrıntısı da önemli. Amerika hibenin bir bölümünü Türkiye'nin askeri borçlarını silme şeklinde vermek istiyor. İkinci yöntem daha karışık. ABD Hazinesi Türkiye'nin dış piyasalardan alacağı borca kefil oluyor. Yani bütçeden bir şey ödemiyor ama Türkiye'nin borcunu ödememesi riskini kabul ediyor. Türkiye'nin avantajı bu durumda çok daha ucuza borçlanabilmesi. ABD'nin avantajı ise bütçesine yük getirmemiş olması. Bu ilginç öneride Türkiye'ye ABD yardımının bedelini aslında Türkiye'ye borç veren mali piyasalar ödüyor.

Varsayımlar ve hesap
Dolaşan rivayete göre ABD iki yöntemden birini seçin demiş. 20 milyar dolar borç kefaleti ya da 6 milyar dolar hibe önermiş. Acaba hangi yöntemde Türkiye daha fazla tazminat almış oluyor? Bu soruya cevap arayacağız. Tahmin edileceği gibi çok bilinmeyeni olan bir hesap yapmak zorundayız. İktisatçı fıkrasına yakışır şekilde, bir dizi varsayıma ihtiyacımız var. Önce onları açıklayalım. ABD kefaletli 20 milyar dolar borcun hemen alınacağını kabul ediyoruz. 10 yıl vade makul duruyor. 10 yıl vadeli Amerikan Hazine tahvillerinin bugünkü faizi yüzde 3,9 ama biz toparlak hesap yüzde 4 diyelim. Türkiye bu ek kaynağı yüksek
maliyetli borçlarını geri ödeme kullanacaktır. Yarısını döviz cinsinden ortalama yüzde 9 faizli mevcut tahvilleri geri çekmek için kullansın. Demek ki, söz konusu 10 milyar dolar için on yıl boyunca her yıl 500 milyon dolar yani toplam 5 milyar dolar daha az faiz ödenecektir. Geri kalan yarısı ile TL cinsinden Hazine bonolarını itfa etsin. TL reel faizini bu yıl yüzde 25, 2004'te yüzde 20, 2005'te yüzde 15, 2006'da yüzde 12, 2007 ve sonrasında yüzde 10 olacağını kabul edelim. Yukarıdaki reel faiz varsayımlarına göre 10 milyar dolar karşılığı TL borcun toplam on yıllık reel faizi 13,2 milyar dolar ediyor. Halbuki ABD kefaleti ile sadece 4 milyar dolar ödenecek. Yani 9,2 milyar dolar faiz avantajı da bu bölümden sağlanıyor. İkisini toplayınca on yıllık toplam tazminatı 14,2 milyar dolar olarak buluyoruz.

Net bugünkü değer
Bu noktada duramayız. Hibe bu yıl geliyor. Düşük faizli borçlanmanın geliri ise on yıla dağılıyor. Neyse ki mali aritmetik var. Excel'de fareye iki dokunuşla on yıllık bir akımın bugünkü değerini hesaplayabiliyoruz. Ama bir iskonto oranına ihtiyacımız var. İskonto haddini nasıl bulacağız? Hazine 30 yıllık dolar tahvillerini yüzde 12 faizle satmıştı. Yani devlet yüzde 12 dolar faizi ile uzun vadeli borçlanmayı makul bulmuştu. Bunu gösterge kabul ederek iskonto oranını yüzde 12 aldım. Ne çıkıyor? On yılda elde edilen 14,2 milyar dolar faiz avantajının yüzde 12 iskonto oranı ile bugünkü değeri 7,8 milyar dolar. 20 milyar dolar borç kefaleti bu hesaba göre 6 milyar dolar hibeye kıyasla yüzde 30 daha fazla imkân sağlıyor. İskonto oranını yüzde 10'a indirince avantaj yüzde 43'e çıkıyor.

DİĞER YENİ YAZILAR