2002 sonu itibariyle kamu borcunu değerlendirmeye devam ediyoruz. Önce iç, dış ve toplam borcun seyrine baktık. TÜFE'yi kullanarak enflasyon etkisini temizledik. 2002'de toplam reel borcun 11,6 ktr. TL ya da yüzde 5 arttığını saptadık. Sonra kamu borcunun TL ve döviz arasında dağılımını izledik. Dövizle borcun payının 2002'de yükseldiğini gördük. Buradan reel borcun döviz kuruna daha duyarlı hale geldiğini çıkardık. Üçüncü yazıda 2003 için hesaplar yaptık. Hedeflenen yüzde 6,5 faiz-dışı fazlanın döviz kurunun ve reel faizin nasıl seyretmesi halinde reel borcu sabit tutmaya yeteceğini araştırdık. Bugün kamu borcunun önem taşıyan bir başka cephesine, alacaklılar arasında dağılımına göz atacağız.
Resmi kurumlara borçlar
Hazine, borçları sınıflandırırken haklı olarak alacaklılar arasında bir ayırım yapıyor. Bir yanda piyasalara yani anonim alacaklılara olan borçlar var. öte yanda ise şu yada bu şekilde resmi kuruluşlara olan borçlar. Dış borçla başlayalım: 2002 sonunda 56,6 milyar dolar tutan dış borcun ana kategoriler arasında dağılımına bakalım. 13,9 milyar doları IMFe olan borç. Onun dışında 6,6 milyar dolar da Dünya Bankası gibi diğer uluslararası kuruluşlara borç var. İkisinin toplamı 20,6 milyar dolar ediyor. Hazine'nin diğer yabancı devlet kuruluşlarına olan borcu 6,7 milyar dolar. Hepsini toplayınca 27,3 milyar dolar buluyoruz. Yani dış borcun yarısı resmi kurumlara. Geri kalan 29,3 milyar doları ise ticari bankalara (6,2 milyar dolar) ve tahvil piyasasına (23,1) milyar dolar. İç borçla devam edelim. 2002 sonunda 149,9 ktr. TL tutan iç borcun 28,1 ktr.TLsi Merkez Bankasına borç; 24,3 ktr. TLsi kamu bankalarına borç; 11 ktr. TLsi mevduat sigorta fonuna (TMSF) borç; 15,7 ktr.TLsi ise diğer kamu kuruluşlarına olan borç. Bunların toplamı 79,1 ktr. TL yani toplam iç borcun yarıdan biraz fazlası ediyor. Geri kalan 70,8 ktr. TL ise Hazine'nin piyasalara olan iç borcu oluyor. Ancak, burada bazı hesap sorunlarımız var. Onları açalım.
Esas alacaklı kim?
Resmi alacaklılardan ikisi dikkatimizi çekiyor: kamu bankaları ve TMSF Bunların Hazine'den alacakları nasıl oluşmuş? Kamu bankaları vatandaştan topladıkları mevduatı görev zararları şeklinde devlete kaptırınca, TMSF batan bankalardaki mevduat karşılığında bu tahvilleri aldı. Demek ki, şeklen Hazine'nin alacaklısı kamu bankaları ve TMSF gözüküyor ama asıl alacaklılar kamu ve fon bankalarındaki mevduat sahipleri. Nema tartışmasının gösterdiği gibi, diğer kamu kuruluşları kaleminde de nihai alacaklının gene vatandaş olacağını söyleyebiliriz. Buradan Merkez Bankası dışındaki kamu kuruluşlarına olan borcun aslında piyasa borcu kabul edilebileceği sonucuna varıyoruz. Küçük bir uyarı: bu kalemlerde bir miktar çifte kayıt olma ihtimalini yüksek görüyoruz. Böyle bakınca, piyasanın payı iç borçta yüzde 81, toplam borçta ise yüzde 70 çıkıyor. Ayrıca 2001'den 2002'ye Hazine'nin toplam borcunda piyasanın payının sabit kaldığını da gözlüyoruz.
Hazine'den kimler alacaklı?
2002 sonu itibariyle kamu borc
Haberin Devamı

