Yazım için bilgisayarın başına oturmadan önce güneşlendim. Boğazı seyrettim. İstanbul'un en güzel mevsimi sonbahardır. Boğucu ve rutubetli yaz sıcakları biter. Ama lodos yumuşak yumuşak esmeye devam eder. Ilık ve güneşli günler birbirini izler.
Bu yıl da öyle oldu. Kasım ortasına geldik. Daha soğuk görmedik. Meteoroloji hafta sonu için yağmur, fırtına, soğuk, yani kış öngörüyordu. Onların da işi bizimki kadar zor. Tahminleri her zaman tutmuyor. Vatandaş gene de dinliyor.
Bayramın başına yazı günüm denk gelince iktisat yazmayı sevmiyorum. Nostaljik ve duygusal takılmayı tercih ediyorum. Üstüne hava da güneşli olunca, enflasyon, dış açık ve büyüme verileri ile boğuşmak iyice anlamsızlaşıyor.
Umutlu bir bayram
Yazının başlığı ve ilk paragrafı bugün dünyaya pembe gözlüklerle baktığımı gösteriyor. Eminim bazıları "Bırak hoca, sen zaten hep iyimsersin!" diyor. Onlara şuna sorardım. Kim daha çok haklı çıktı? İyimserler mi yoksa kötümserler mi?
Şeker Bayramı'nın ilk gününde bu soruya ayrıntılı cevap aramak istemiyorum. Nasıl olsa, bazen doğrudan, bazen dolaylı cevaplıyoruz. Ekonomik ve siyasi tahmin ve beklentilerin gerçekleşmesini yakından izliyoruz.
Buna karşılık bir genel değerlendirme yapabiliriz. Söyle soralım. 14 Kasım 2004 Pazar sabahı Şeker Bayramı'na girerken Türkiye kendini nasıl hissediyor? Kötü mü? İyi mi? Umutlu mu? Umutsuz mu?
Doğal olarak cevaplamak için bir referans noktası gerekiyor. Bundan önceki birkaç yılın, örneğin 2001, 2002 ve 2003'ün Şeker Bayramları ile karşılaştırma sanırım makul olurdu.
Ben hiç tereddütsüz bu yıl daha iyiyiz diyorum. Geleceğe daha umutla bakıyoruz. Siyasi istikrar sürüyor. AB üyeliği yolunda çok önemli adımlar atıldı. Büyük reformlar gerçekleşti. Ekonomi büyüyor. Enflasyon düşüyor.
Üstüne, arefe günü güzel ve güneşli bir gün geçirdik.
Çok sıfırlı son bayram
Bu bayramın tarihi bir özelliği daha var. Birbuçuk ay sonra YTL geliyor. Milyonlar, milyarlar ve trilyonlar günlük hayatımızı terkedecek. Çok uzak değil, Kurban Bayramı'nda onlar, yüzler, binlere muhatap olacağız.
Kalıcı olur mu? Enflasyon belasından bir daha geri gelmemek üzere kurtulduk mu? Madem ki iyimser bir günümüz, "Evet, yapabiliriz, yapacağız" diyeceğiz. Nefesimizi tutup sonucu bekleyeğiz. Bu vesile ile değerli okurlarıma refah, huzur ve mutluluk diliyorum.
Güneşli günün içinden
Yazım için bilgisayarın başına
Haberin Devamı

