Bugün Fransız seçmeni AB için hazırlanan anayasayı oyluyor. Son kamuoyu yoklamalarına göre referandumda "hayır" kazanacak. Elbette kamuoyu yoklamaları yanılabilir. Yine de sonucun farklı çıkacağını sanmıyorum.
Salı günü referandumu Fransa'nın içinden geçtiği zor dönem açısından değerlendirdim. "Evet" sorunların konjonktürel yani geçici, "hayır" ise yapısal yani kalıcı olduğuna işaret eder dedim.
Referandum kampanyasında Türkiye başrolde yer aldı. Doğrusu bunu biz talep etmedik. Rol kapmak için özel bir çaba göstermedik. Tam tersine, kampanya döneminde ortalıkta gözükmemeye çalıştık. Ama sonuç değişmedi.
Bir gözlem
Eğri oturup doğru konuşalım. Referandum kampanyasının mesajı açıktır. Fransızlar'ın küçümsenmeyecek bölümü Türkiye'nin bugünkü hali ile varlığından rahatsızdır. Yok olmasını, kendi hayatlarından çekilmesini arzulamaktadırlar.
Yukarıdaki "bugünkü hali ile" anahtar ifadedir. Açmak için tersinden soralım. Laik ya da dinci ama otoriter bir rejimle yönetilen, sol ya da sağ ama kapalı-devletçi bir ekonomiye sahip bir Türkiye, Fransa'yı aynı şekilde rahatsız eder miydi?
Ermezdi. Çünkü öyle bir Türkiye asla Fransa ile eşit statüye tekabül eden AB üyeliğine heveslenemezdi. Özgürlüğün, eşitliğin, velhasıl üstün evrensel değerlerin beşiği Fransa, onlara ulaşamayan Türkiye'yi yukarıdan bir sevecenlikle izlemeyi sürdürürdü.
Çok önemli bir hususu hatırlatalım. İki ülke aynı laiklik anlayışını, yönetimsel merkeziyetçiliği ve jakoben cumhuriyetçiliği paylaşmaktadır. Türkiye başarılı bir modernleşme sürecinde Fransa'yı model alan tek ülkedir.
Türkiye evrensel değerleri içselleştirdikçe Fransa'nın gerilmesi çok soruya gebedir. Acaba Türkiye'nin müslüman bir ülke olması mı? Yoksa Fransa'nın koloniyal geçmişin bilinçaltında bıraktığı ırkçı tortular mı? Cevapları bu konuların uzmanlarına bırakıyorum.
AB üyeliğine etkisi
Sonuçlara bakalım. Kamuoyunu, özellikle mali piyasaları daha pragmatik bir soru ilgilendiriyor. Referandumdan "hayır" çıkması, Türkiye'nin AB üyeliği sürecini nasıl etkileyebilir? Az mı çok mu? Olumlu mu olumsuz mu?
Profesyonel iktisatçı sıfatımla mutlaka tahmin yapmam gerekiyor. Öncelikle, mali piyasalarda bir süre volatilite artabilir. Kur-faiz-borsa üçgenindeki gel-gitlere alışıldı. Son dört yılda doların dört kez 1.60 YTL ve üstünü gördüğünü hatırlayalım.
Türkiye'nin AB üyeliğine yürüyüşüne etkisinin kısıtlı ama olumlu olacağını düşünüyorum. AB anayasasını reddetmesi Fransa'yı AB içinde hırpalayacakbr. En gürültülü muhalifin güç kaybı olumlu bir gelişmedir.
Dış dinamikler kısa dönemde etkili gibi durabilir. Ama uzun dönemde başanyı içeride doğru işlerin doğru zamanlarda yapılması sağlar. Geçmişte böyle idi. Gelecekte de böyle olacaktır.
Fransa ve Türkiye'nin AB üyeliği
Bugün Fransız seçmeni AB için
Haberin Devamı

