Üçüncü çeyrekte ekonominin en azından benim için şaşırtıcı derecede hızlı büyüdüğü açıklandı. Ayrıntılı bir konjonktür analizine girişme ihtiyacı doğdu. Büyümenin kalitesini inceleyerek yola çıkmakta yarar gördüm.
Sanayi üretimi ile milli gelir artışlarını karşılaştırarak başladık. Son bir yılda sanayi üretimde büyümenin milli gelire kıyasla daha düşük olduğunu saptadık. Ekonomide beliren bu yeni eğilime "sanayisiz büyüme" dedik.
Benzer bir karşılaştırmayı dış ticaret verileri ile yaptık. Son bir yılda ihracat artış hızının sürekli gerilediğini, buna karşılık ithalatın hem daha hızlı arttığını hem de üçüncü çeyrekte hızlandığını gördük. Biraz çekiştirme pahasına "ihracatsız büyüme" dedik.
Sıra büyüme ile enflasyon arasındaki ilişkinin evrimine bakmaya geldi. Tahmin edileceği gibi, büyümenin enflasyona nasıl etki yaptığı son derece önemli bir konudur.
Enflasyon ve büyüme
Fiyat istikrarı ile hem zenginlik hem de hızlı büyüme arasındaki doğrudan bağ çok güçlüdür. Nitekim ne zengin ülkelerde ne de hızlı büyüyen ülkelerde yüksek enflasyon vardır. Tersi de geçerlidir. Yüksek enflasyonlu ülkeler hem fakirdir hem de yavaş büyür.
Dünün ya da bugünün mucize ekonomileri kanıttır. Japonya, Tayvan, İrlanda, Çin, Hindistan vs. Türkiye'nin iki katı ve daha yüksek büyüme hızlarını sıfıra yakın enflasyon oranları ile gerçekleştirdi.
Anlaşılacağı gibi enflasyonla büyümenin hızı arasındaki ilişki karmaşıktır. Enflasyon büyümenın miktarı (hızı) kadar nitel özelliklerinden etkilenir. Bu amaçla genel bir kural vazedebiliriz.
Büyümenin motoru imalat sanayii üretimi ve ihracat ise, yüksek büyüme enflasyon yaratmaz. İstikrar dostu büyüme diyebiliriz. Tersi, yani hizmetlerin, inşaatın; genelde iç pazarın çektiği hızlı büyüme enflasyon yaratır. İstikrar düşmanı büyüme diyebiliriz.
Enflasyon kafasını kıpırdatıyor
Türkiye'nin kriz sonrası performansı yukarıdaki kuralı destekliyor. Krizden çıkarken ihracatın ve sanayi üretiminin çekmesi ile ekonomi çok yüksek büyüme hızları tutturdu. Aynı anda enflasyonda rekor düşüşler yaşandı.
Bir tek sayı verelim. 2002 sonu 2005 başı arasında yıllık büyüme hızı ortalama yüzde 8 civarındadır. Bu dönemde enflasyon ise her yıl takriben yarı yarıya gerilemiştir. İşte, 2005'te bu çok önemli eğilimin de değiştiği derhal görülüyor.
Büyümenin motoru sanayi üretimi ve ihracattan iç talebe, inşaata ve hizmetlere kaydıkça enflasyondaki düşüş neredeyse duruyor. Daha önce hızla gerileyen enflasyon aniden yerinde sayıyor. İç talep kökenli büyüme ile tekrar tırmanması gündeme geliyor.
Sanayisiz ve ihracatsız büyümenin aynı zamanda enflasyonist büyüme olması kaçınılmazdır.
Arzulanacak bir büyüme değildir. Olsa olsa insana "eyvah, hızlı büyümüşüz!" dedirtecek büyümedir.
Eyvah, hızlı büyümüşüz!
Üçüncü çeyrekte ekonominin en
Haberin Devamı

