Asaf Savaş Akat

Asaf Savaş Akat

akatas@bilgi.edu.tr

Eylül geldi

Eylül'ün ilk günlerinde gelen

Haberin Devamı

Eylül'ün ilk günlerinde gelen yağmuru çocukluğumdan hatırlarım. Yazları ailenin 1930'larda yaşadığı Yalova'daki evde geçirirdik. Sahilde yazlık siteler yerine tarlaların olduğu dönemden söz ediyorum.

Eylül yağmuru sıcak yaz günlerinin sonudur. "Yazlıkçı kaçıran" denirdi. O nedenle olsa gerek hafızamda derin izi vardır. Havalar tekrar ısınsa da o yağmurla birlikte yaz biter. Yavaş yavaş da olsa yerini sonbaharın hüznü alır.

Istanbul'lu okuyucularım yazıya bu girişi yadırmıyor. Gün boyunca gökyüzü boşalırcasına sağanaklar birbirini izledi. Bir gün önce kısa kollu gömlekle terliyorduk. Ceket ihtiyacı belirdi. Velhasıl Eylül geldi.

Kriz bir türlü gelemiyor
Bir an için yakın geçmişe, ilkbahara hatta yaz başına dönelim. İnsanların en çok merak ettikleri konuların başında bir sonraki kur çalkantısının tarihi geliyordu. Her Ekodiyalog programında mutlaka soruluyordu: "Sizce kriz ne zaman olur?"

Dikkatinizi çekerim. Vatandaşın bir ekonomik krizin geleceği konusunda hiç tereddütü yoktu. Zamanını merak ediyordu. Genel kanı yaz içinde en geç sonbaharda döviz kurlarının patlayacağı yönünde idi.

Biz farklı düşünüyorduk. Döviz kurunda ani ve hızlı bir yukarı hareket beklemiyorduk. Ama vatandaşı ikna edemediğimizin de görüyorduk. "Bu Perşembe gelir! Hayır sonraki Perşembe gelir!" diyerek olayı hafifletme yolunu seçmiştik.

Neden Türkiye'de her sonbahar için kriz tahmini yapılır? Ampirik bir bağlantı kuramıyoruz. Sert kur hareketleri 1994'de Ocak'ta, 2001'de önce Şubat sonra Temmuz'da, 2002'de Haziran'da, 2003'de Mart'ta, 2004 Mayıs'ta gerçekleşti.

Buna rağmen her ilkbaharda sonbahar için bir kriz beklentisi güçleniyor. Az önce dışarıdaki yağmuru yazı masamda izlerken aklıma geldi. Galiba ilişkiyi yağmur, sonbahar ve kriz beklentisi arasında aramak en doğrusu...

Yaşamın renkleri
Adımız nasıl olsa iyimsere çıkmış. Eylül başı yağmuruna ve başını gösteren sonbahara rağmen iyimser takılabiliriz. Bütün kriz rivayetlerini, dış açık korkularını, mali piyasa çalkantılarını pekala yaşamın renkleri olarak kabul edebiliriz.

Başka açılardan çok eksikleri olabilir ama bence Türkiye'de insan sıkılmıyor. Tam tersine, her an çok önemli bir şeyler olabilecekmiş duygusu ile yaşıyor. Hayatımızın bu kadar renkli geçtiğini bilseler AB vatandaşlarının bizi çok kıskanacaklarına eminim.

Neyse, o kadar umut bağladığımız krizin maalesef bu yıl da bizi aldattığı anlaşılıyor. Olsun. Biz havlu atmayız. İlkbaharda gelecek krizi beklemeye başlarız. Olmazsa gelecek sonbahar var. Eylül başı sağanak yağmurlan seneye de yağacaktır.

DİĞER YENİ YAZILAR