Geçen iki yazımızda döviz kuru ile ilgili olarak Türkiye'de rasladığımız yanılgılara baktık. Döviz kurunu hükümetin ya da bir takım komplo odaklarının belirlemediğini belirttik. Enflasyon, dış açık, reel kur ve döviz kuru arasında kurulan otomatik ilişkileri eleştirdik.
Bugün Türkiye'de de yakından izlenen Euro-dolar paritesini ele alacağım. Paritenin sürekli hareket halinde olduğu biliniyor. 1994 Ocak-2003 Nisan arasındaki takriben dokuz bucuk yıl boyunca aylık ortalama paritenin seyri aşağıdaki şekilde görülüyor.
Bir para birimi olarak Euro'nun doğum tarihi 1999'dur. Ondan önce Alman Markı, Fransız Frangı, vs. ülke paraları vardı. Dolayısı ile 1994-1998 arasında Euro'nun değerini Alman Markı üstünden hesapladık.
Ocak 1994'de bir Euro almak için 1.12 dolar vermek gerekiyormuş. Nisan 1995'de bu değer 1.42'ye tırmanmış. 1997'yi ve 1998'i 1.10'un altında geçirmiş. Ocak 1999'da 1.17 iken Kasım 2000'de .85'e kadar düşmüş. Son dört ayda aniden tekrar 1.15'lere tırmanmış.
İki temel soruya cevap arayacağız. Paritedeki değişimin nedeni ABD ile AB arasındaki enflasyon farkı mı? Yoksa ABD ve AB'nin cari işlemler dengelerindeki fark mı etkili oluyor?
Sonucu baştan söyleyelim. Zaten biliniyor. Her iki soruya da "hayır" cevabı vermek zorundayız. Doların Euro karşısında önce yüzde 20'nin üstünde değer kaybetmesini, sonra yüzde 40'lara ulaşan değer kazanmasını, şimdi de yüzde 20'lerde değer kaybetmesini enflasyon farkları ya da dış denge ile açıklamak mümkün değildir...
Enflasyonla başlayalım. 1990'larda ortalama yıllık enflasyon Almanya'da yüzde 2.1, ABD'de ise yüzde 2.5 olmuş. Son yıllarda ise neredeyse eşit seyrediyor. On yılda birikimli enflasyon farkı yüzde 5'in altında kalıyor. Halbuki paritede yüzde 40'lara varan yukarı ve aşağı hareketler var.
Ya dış açıklar? Birleşme nedeni ile 1994-2000 arasında Almanya'da milli gelirin yüzde 1'i civarında cari işlemler dengesi açıkları oluşmuştu. Son iki yıldır Euro bölgesinin yüzde 1'in biraz altında cari denge fazlası var.
ABD ise bütün bu dönem boyunca büyük dış açıklar veriyor. Doların değer kazanmaya başladığı 1998 sonrasında ABD'nin cari açığı milli gelirin yüzde 4'üne ulaşıyor. Son 12 ayda 500 milyar dolar yani milli gelirin yüzde 5'i kadar dış açık görülüyor.
Döviz kuru, enflasyon, reel kur ve dış açık arasında otomatik ilişki kurulmasının yanlış olduğunu karmaşık analizlerle gösterebilirdik. Onun yerine daha basit bir yöntemi tercih ettik. Euro-dolar paritesindeki değişimi ele alarak sözünü ettiğimiz yanılgılara dolaylı bir cevap verdik.
İktisatta ampirik veriler bir teoriye kanıt olarak kullanılamaz. Biliyorum. Ama tersi geçerlidir. Dünya deneyiminden örnekler yanlış bilgilerin oluşturduğu yanılgılardan kurtulmamıza katkı yapabilir.
Euro-dolar paritesinin seyri
Geçen iki yazımızda döviz kuru
Haberin Devamı

