Enflasyon analizini sürdürüyoruz. Kısaca hatırlatalım. Mayıs türbülansı öncesinde enflasyonun yükselip yükselmediği tartışılıyordu. Kur hareketi bu tartışmayı bitirdi. Bu kez enflasyonun neden yükseldiği tartışması başladı.
Merkez Bankası enflasyondaki yükselişi “olumsuz arz şoklarına” bağlıyor. Maliyetleri olumsuz etkileyen enerji ve hammadde fiyat artışlarını, tütüne ek vergiyi ve YTL’nin değer kaybını sayıyor. Tarım ürünlerindeki arz yetersizliğini geçici kabul ediyor. Canlı iç talebin enflasyona katkısını kısıtlı buluyor. Bu analizi paylaşan iktisatçılar var.
Karşı analizde iç talebin ekonominin üretim kapasitesinin üstünde seyretmesi enflasyonu yükseltiyor. Ben de o kanıdayım. Enflasyonu iç talepte oluşan balonun azdırdığını söylüyorum. “Saadet zinciri” kırılmadan enflasyon düşmez diyorum.
Yöntem sorunları
Kimin haklı olduğuna nasıl karar vereceğiz? İlk akla gelen, kanıtları sayılarda aramaktır. Zaten bilimsel yöntemin gereği hipotezlerin ampirik gözlemlerle sınanmasıdır. Gerçekle daha uyumlu duran diğerine tercih edilir.
Söylemesi kolaydır ama uygulamada büyük sorunlar çıkar. Bir bölümü incelenen olayların karmaşıklığından kaynaklanır. Doğa bilimlerinde bile sık sık kesin kanıt bulunamaz. Zıt teoriler uzun süre beraberce varolabilir.
Toplumsal bilimlerde zaman boyutu veri açısından ek bir sorundur. “Ekonometrik yöntemler uygulamak için elimizde yeterince gözlem yok” şikâyeti haklı olabilir. Ama sorunun cevabı bize şimdi gerekir.
Son olarak, bizzat “gözlem” kavramı iyi tanımlanmaya muhtaçtır. Doğa bilimlerinin nicel boyutu ağır basar. Gözlem, ölçülebilir büyüklük anlamına gelir. Hipotezin sınanması kesinliği yüksek nicel ölçülere dayandırılır.
Ekonomi, siyaset vs. toplumsal faaliyetlerde ise nitel boyut çok önemlidir. Yaşamın karmaşası iyi ve kötü niyetler, psikolojik faktörler, iktidar kavgaları, hatalar ve beceriksizlikler içinde oluşur. Şu ya da bu şekilde kapsanmaları gerekir.
Soruyu sorduğuma göre...
Lafı uzatmamın bir nedeni var. “Enflasyon neden yükseldi?” sorusunun cevabını sadece sayılarda, istatistik ve ekonometrik yöntemlerde bulamayacağımızı söylemek istiyorum. Genel hipotezlere dar anlamı ile ampirik kanıt bulmak adeta olanaksızdır.
Derslerde mutlaka öğretiriz. Örneğin 1929 sonrasında dünyayı kasıp kavuran “Büyük Buhran”ın nedeni konusunda hâlâ iktisatçılar arasında fikir birliği yoktur. Çünkü herkesin kabul ettiği kesin kanıt bulunamamıştır.
Ne yapacağız? Merak etmeyin. Soruyu sorduğuma göre bir cevabım da olmalı. Yoksa konuya hiç girmezdim. “Enflasyondaki yükselişin nedeni talep mi yoksa arz mı?” sorusunu önümüzdeki yazılarda aydınlığa kavuşturacağız.
Enflasyonun nedenlerini arıyoruz
Enflasyon analizini sürdürüyoruz. Kısaca hatırlatalım. Mayıs türbülansı öncesinde enflasyonun yükselip yükselmediği tartışılıyordu. Kur hareketi bu tartışmayı bitirdi. Bu kez enflasyonun neden yükseldiği tartışması başladı
Haberin Devamı

