Bir gözlem-anı ile başlamak istiyorum. 2001 sonbaharında Ekodiyalog ekibi bir markette çekim yaptık. Müşteri ve çalışanlarla sohbet ettik. Daha Şubat krizi olmamıştı. Bugünkü gibi enflasyonun gözle görülür şekilde gerilediği bir dönemdi.
Meyve reyonunun önünde bir vatandaşa enflasyonun düşmesini sorduk. Eliyle işaret ederek cevaplandırdı. "Ne düşmesi! Geçen yıl bu domatesin kilosu 300 bindi, şimdi de 300 bin. Vatandaş bu fiyattan nasıl alacak domatesi?"
Kem küm bir şeyler söyleyip mikrofonu bir sonraki vatandaşa uzatmıştık. Daha sonra kendi aramızda konuştuk. Belli ki toplumun büyük çoğunluğu için enflasyon düşecek ifadesi fiyatların düşeceği anlamına geliyordu.
Halbuki fiyatların düşmesi deflasyondur. Enflasyonda düşüş ise fiyatların artış hızında bir düşüş demektir. Örneğin bir yıl önce bir mal ya da hizmet grubunun fiyatı yüzde 30 artarken bu yıl yüzde 20'ye gerilemişse enflasyon düşmektedir.
Fiyatlar ve gelirler
Vatandaşın fiyatlardaki değişimi ikinci planda görmesi şaşırtıcı değildir. Onun için elde ettiği gelir bellidir. Refah düzeyini fiyatların mutlak düzeyi belirleyecektir. Çünkü, nominal geliri veri iken daha düşük fiyat düzeyi daha yüksek reel gelir demektir.
Aylık 750 milyon TL gelir varsayalım. Bu gelir bugünkü fiyat düzeyi ile belirli bir satın alma gücüne tekabül etmektedir. Şimdi bütün fiyatları yüzde 10 aşağı çekelim. Gelir sabit kaldığından satın alma gücü yüzde 10 yükselecektir.
Vatandaşın beklentisini örnek yansıtmaktadır. Kendi geliri sabit kalırken fiyatlar düşecek böylece reel geliri yani refahı artacaktır. Geriye bir soru kalır. Bu mümkün müdür?
Analizi biraz derinleştirelim. İktisat teorisi üretici kesimlere üretim faktörleri ve bunların elde ettikleri gelire de faktör fiyafları diyor. Dört temel üretim faktörü ve fiyatı şunlardır: Emek-ücret, sermaye-faiz, teşebbüs-kâr ve doğal kaynak-rant.
Kolaylık olsun diye bir an için devletin aldığı vergileri unutalım. Mal ve hizmet piyasalarında oluşan her fiyat tanım icabı bu dört üretim faktörüne ödenen gelirlerin toplamıdır. Faktör fiyatları değişmeden fiyatlar değişemez. Fiyatlar değişince mutlaka faktör fiyatları da değişir.
Şaşkınlığın nedeni
Yukarıdaki örneğe geri dönelim. Fiyatlar yüzde 10 düşünce, gelirin 750 milyon TC.de kalması mümkün değildir. Gelir de yüzde 10 aşağıya, 675 milyon TL'ye düşecektir. Yani satın alma gücü değişmeyecektir.
Yirmi küsur yıldır yüksek enflasyon nominal gelirlerin de hızlı artmasına olanak sağlamıştı. Enflasyondaki düşüş eski oranlarda gelir artışlarını olanaksız hale getirdi. Toplum her yıl gelirinin yüzde 60, 70, 80 vs. artmasına alışmıştı. Şimdi yeni durumun içerdiği yüzde 30, 20 vs. düzeylerine psikolojik olarak uyum sağlamakta zorlanıyor.
Enflasyon yanılsamaları
Bir gözlem-anı ile başlamak is
Haberin Devamı

