Yoğun ülke içi seyahatler vatandaşla yüz yüze görüşme olanağını yaratıyor. Sohbet ediyoruz. Dertleşiyoruz. Ben bir de küçük anket yapıyorum. Türkiye'nin en önemli yapısal sorununu soruyorum. Büyük farkla "eğitim" cevabı geliyor.
İlginç bir başka gözlemim var. Sorulan kişinin eğitim düzeyi yükseldikçe, temel sorunu eğitimde görme olasılığı artıyor. Yani eğitime verilen önem bilgi düzeyi ile yükseliyor. Eski bir yazımda bu durumu şöyle ifade etmiştim.
"Türkiye insanı her fırsatta eğitimin öneminin altını çizer. Özellikle seçkinler ekono-mik-toplumsal-siyasi-kültürel gelişmişlik ve olgunlukla ilgili sorunları vatandaşın eğitim düzeyine atfeder. Gençliğin eğitimini ülkenin geleceği için hayati görür."
"Türkiye'de Eğitim Reformu"
Buna bakarak eğitimin toplumsal gündemin tepesinde yer almasını, yani çok sayıda reform önerisinin heyecanla tartışılmasını beklersiniz. Ama öyle olmaz. Tam tersine, kapsamlı, tutarlı ve sistematik öneri ya da proje bulmakta zorlanırsınız.
Şöyle bir hafızanızı yoklayın. Türkiye ihtiyacı olan alanlarda reform projelerini kendi içinden üretmekte zorlanınca ne olur? Genellikle OECD, AB, IMP; Dünya Bankası gibi üye olduğumuz uluslararası kuruluşlar devreye girer. Reformu tetiklemeye çalışırlar.
Bu süreç eğitim için de işlemeye başlamış. Dünya Bankası Türkiye ülke direktörü Andrcw Vorkink'in "Türkiye'de Eğitim Reformu" başlıklı çok önemli bir çalışması yeni elime geçti. Ankara ve Antalya'da iki konferansta sunulmuş. Metne internetten ulaşmak biraz zor: www.worldbank.org.tr içinde "What's New" bölümünde 22 Aralık tarihine girin. İngilizce'si gelince "Turkish" sağ üst köşede yer alıyor.
Uzaktan yakından konuya ilgi duyan tüm okuyuculanma Vorkink'in çalışmasını mutlaka edinmelerini, altını çizerek okumalarını ve saklamalarını öneriyorum. Ben çok yararlandım, sizlerin de yararlanacağınıza eminim.
Sorun kaynak değildir
Vorkink'in çalışmasında eğitim sistemi hakkında çok sayıda gerçekten çarpıcı gözlem ve öneri yer alıyor. Hepsini köşeme taşımam olanaksız. Sadece önemsediğim ya da güncelliği olan birkaçına önümüzdeki yazılarda değinebileceğim.
Birini bugüne aldım. Kamuoyundaki genel kanı, Türkiye'de eğitime yeterince kaynak ayrılmadığıdır. Sık sık bunu kanıtladığı düşünülen veriler ortalıkta dolaşır. Ama Vorkink tam tersini söylüyor.
"Türkiye'de eğitim harcamalarının GSMH'ya oranı çok yüksektir (yüzde 7) -dünyada en yükseklerden biri. Fakat bu kamu harcamaları nedeniyle değildir. Çünkü kamu harcamaları diğer AB ve OECD ülkelerinin biraz altındadır...
Esas neden cepten yapılan özel harcamaların yüksekliğidir. Üniversiteye hazırlık kurslarına ve dershanelere her yıl harcanan para devletin genel orta öğretim okulları için ayırdığı tüm eğitim bütçesine neredeyse eşittir", (dia 15: Zorlu Görev 8)
Bu çok önemli konuya devam edeceğiz.
Eğitim reformunu tartışmalıyız
Yoğun ülke içi seyahatler vata
Haberin Devamı

