Asaf Savaş Akat

Asaf Savaş Akat

akatas@bilgi.edu.tr

Eğitim darboğazları

Geçen yazımda Dünya Bankası Tü

Haberin Devamı

Geçen yazımda Dünya Bankası Türkiye ülke direktörü Andrew Vorkink'in "Türkiye'de Eğitim Reformu" başlıklı çalışmasını tanıttım. İnternette Türkçesi de var (www.worldbank.org.tr). Hararetle tavsiye ettim.

Vorkink'in kamuoyunda mevcut önyargılara en ters gelecek gözlemi ile devam ettim. Türkiye'de eğitim harcamalarının milli gelire oranı yüzde 7'dir. Almanya, Finlandiya ve İngiltere'den fazladır. Dünyadaki en yüksek oranlardan biridir.

Halbuki devletin yaptığı harcama diğer üç ülkeden de düşüktür. Buna karşılık, vatandaşın cebinden yaptığı harcama üç ülkenin birkaç katıdır. Gerisinde özellikle üniversiteye giriş sınavı için dershanelere yapılan harcamalar yatmaktadır.

Çalışmanın mesajı çok açıktır. Temel sorun kaynak yetersizliği değildir. Mevcut sistemin kaynakları israf etmesidir. Gelişen Türkiye'nin ihtiyaçlarına uygun nitelikte eğitime izin vermemesidir.

Zorlu görevler
Mevcut sistem Türkiye'de eğitim kesimini yirmi yıldan uzun süredir tanımladı, ilk eğitimin evrenselleşmesine, eğitim altyapısının genişlemesine vs. katkı yaparak işlevini gördü. Ancak, bence işlevini tamamladı. Şimdi mezunların Türkiye ve Avrupa'nın daha rekabetçi dünya ortamında ayakta durmalarını sağlayacak şekilde köklü değişim zamanı geldi." Çalışma dokuz "zorlu görev" (challenge) tanımlıyor. Kısaca başlıkları vermek istiyorum.

Bir: Okul öncesi eğitimde Türkiye çok geridir. AB ülkelerinde okul öncesi okullaşma oranı yüzde 70'in üstündedir. Türkiye'de ise yüzde 1O'u ancak geçmektedir.

İki: Orta eğitimde mezunların kalitesi düşüktür. Sınav sonuçları AB'nin çok altındadır. Ayrıca bölge ve cinsiyete göre büyük farklar vardır.

Üç: Sadece bir azınlığa kaliteli eğitim veriliyor. Çoğunluğun eğitimi kalitesizdir.

Dört: Mesleki eğitimde büyük sorunlar birikmiştir. Öğrencilerin üniversiteye devamının engellenmesi hakkaniyetsizlik yaratmaktadır.

Beş: Orta öğretim başarısını ölçmek için geleceğin eğitimine yönelik yeni ölçüler geliştirilmelidir. ÖSS sınavı eğitimde kalite artışını engellemektedir. Üstüne sosyal adaleti ilkesini büyük ölçüde yaralamaktadır.

Altı: Bugünkü yapı öğretmenlerin kendilerini geliştirmesini engellemekte ve öğretmen kalitesini düşürmektedir.

Yedi: Sistem, okulları kaynak, yetki, özerklik ve hesap verilebilirlik açısıdan yetersiz tutmaktadır.

Sekiz: Özel okullarla devlet okulları ve bölgeler arasında fırsat eşitliğini derinden yaralayan farklar vardır.

Dokuz: Okul sonrası ve yetişkin eğitiminde Türkiye AB'nin çok gerisindedir.

Çözüm doğru teşhisten geçer
Yukarıdaki dokuz konunun ayrıntılı şekilde tartışılması gerekiyor. En önemli ilkeyi unutmayalım. Hastalığı ancak doğru teşhis koyarak tedavi edebiliriz. Yanlış teşhis mutlaka sorunları ağırlaştırır.

Vorkink'in reform önerileri bir sonraki yazıma kaldı. Devam edeceğim.

DİĞER YENİ YAZILAR