Asaf Savaş Akat

Asaf Savaş Akat

akatas@bilgi.edu.tr

Düşük enflasyona ilk adım

2002 yılı enflasyonu cuma günü

Haberin Devamı

2002 yılı enflasyonu cuma günü DİE tarafından açıklandı. İki gündür medyada ayrıntılı şekilde değerlendiriliyor. Yeni bir şey söyleyebileceğime emin değilim ama değinmeden edemedim.

Hükümet'in 2002 için açıkladığı hedef TÜFE ve TEFE için sırası ile, yüzde 35 ve yüzde 31'di. Niyet Mektubunda ise sadece TÜFE hedefi yer alıyordu. IMF sorunlu bir endeks olduğunu bildiği TEFE'yi programa dahil etmemişti. Enflasyon hedefi fazlası ile tutturuldu. Yıl sonu itibariyle TÜFE, TEFE ve Özel İmalat Sanayi (ÖİS) sırası ile yüzde 29,7, yüzde 30,8 ve yüzde 27,7 olarak gerçekleşti. Yakın tarihimizde ilk kez bu kadar düşük bir enflasyon yaşıyoruz.


Bir değerlendirme
TÜFE ve ÖİS gibi iktisatçı için neyi ölçtüğü az çok belirgin iki endeksin yüzde 30'un altinda çıkması fevkalâde önemlidir. Enflasyon dinamikleri açısından öğreticidir. Kamuoyundaki yaygın yanlış inançların ve önyargıların kırılmasına katkı yapacaktır.

Daha ilkbahar aylarında tüketici fiyatlarının seyri yıl sonu için yüzde 30 ve altına işaret ediyordu. Eğer yaz başındaki siyasi çalkantılar ve erken seçim olmasa, TÜFE yüzde 25'lere gerileme eğiliminde idi.

O günlerde biraz ironik bir şakayı sık sık kullanıyordum. "Ekonomi yönetimi büyük bir sorunla karşı karşıya, enflasyonu saptadıkları hedefe nasıl yükselteceklerini bilmiyorlar" diyordum. Neyse ki hükümet siyasi çalkantı ve erken seçimler imdatlarına yetişti.

Aynı mantik ÖİS için de geçerlidir. Yılın ilk beş ayında doların TL karşısında değer kaybı ÖİS açısından büyük önem taşıyordu. Birincisi, özel kesimde girdi maliyetleri düştü. Fiyatlar üstündeki maliyet baskısı kalktı.

Daha da önemlisi, sürekli yukarı giden kur beklentileri kırıldı. Firmalar fiyatlarını daha gerçekçi beklentiler bazında saptamaya başladılar. Gene siyasi belirsizlik sonucu yaz başında kur aniden tırmanmamış olsa, ÖİS'in de 5-6 puan daha düşük çıkması mümkündü.

TEFE apayn bir olaydır. Her fırsatta tekrarlıyorum. Neyi ve neden ölçtüğü böylesine belirsiz bir endeks tahayyül etmekte zorlanıyorum. En vahim sorunu, sebze meyve gibi tarımsal fiyatların anlamsız şekilde endekste yer almasıdır.

Örneğin aralık ayında kabak fiyatının yüzde 88,4, limon fiyatının yüzde 25,5 artması, hamsi fiyatının ise yüzde 24,4 azalması hangi sanayi sektörlerinin girdi maliyetini etkilemektedir?

İmalat sanayinde kamu fiyatları yüzde 34,3'le hem özel kesimden hem de toplam endeksten daha hızlı yükselmiştir. Bunun nedenini biliyoruz. Bir türlü denetlenemeyen kamu harcamaları, dolaylı vergilerdeki artışlarla finanse edilmektedir.


Büyüme ve enflasyon
2002 yılında büyüme hızının hedeflenenin çok üstüne çıkmasını temin eden enflasyondaki büyük düşüştür. Bu konuyu çok işledik. Bir kere daha hatırlatmakta yarar görüyoruz.

Türkiye ekonomisinin bugünkü yapısı ve iktisat politikası ortamında, enflasyon büyümenin en büyük düşmanı haline gelmiştir. Büyüme ancak ve ancak enflasyondaki düşüşle birlikte hızlanmaktadır. 2002 yılı bunun kanıtıdır.

Ekonomi yönetiminin 2002'de enflasyonla kararlı mücadelesi milli gelirde büyüme ve enflasyonda düşüş getirdi. Aynı kararlılık 2003'te sürdürülürse aynı olumlu sonuçlar elde edilecektir. Hükümetin bu hayati ilişkiyi kavramış olduğunu umut ediyorum.

DİĞER YENİ YAZILAR