İşi gücü bıraktık ABD’nin dış açığı ile uğraşır olduk. Neden? Çünkü Türkiye’nin de büyük bir dış açığı var. Dünya ekonomisinde bir düzeltmenin Türkiye’yi sıkıştırmasından korkuyoruz.
Analizde ABD’yi geri kalan dünya ülkerinden ayırdeden çok önemli iki özellik öne çıktı. Bir: ABD dışarıya dövizle değil kendi parası dolarla borçlanıyor. İki: ABD özel kesim ağırlıklı mali piyasalara değil merkez bankalarına yani devletlere borçlanıyor.
Dünya sermaye ithalatının üçte ikisini ABD gerçekleştiriyor. Dünya sermaye ihracatının üçte ikisini ise iki Asyalı (Çin, Japonya) iki petrol üreticisi (Rusya, S.Arabistan) ve dört Avrupalı (Almanya, İsviçre, Norveç ve Hollanda) toplam sekiz ülke yapıyor. Bugün madalyonun öbür yanına, yani dünya döviz rezervlerine bakıyoruz.
Rezervler artıyor
Merkez bankalarının menkul döviz varlıklarına rezerv deniyor. Merkez bankaları altın da tutuyor. Biz altın-dışı rezervlerle ilgileniyoruz. Cari işlemler dengesi ülkenin dış dünya ile net kaynak alışverişini verir. Açık halinde ülke net sermaye ithalatçısı, fazla halinde ise net sermaye ihracatçısıdır. Rezerv hareketi dış dengeden bağımsızdır. Dış varlıkların dağılımını yansıtır.
Türkiye örneğine bakalım. Temmuz 2006 itibarıyla yıllık cari işlemler açığı 30 milyar dolar Türkiye’nin net sermaye ithalatıdır. Ama Merkez Bankası rezervi 12 milyar dolar artmıştır. Ülkeye 42 milyar dolar brüt sermaye girmiştir. Özel kesim borç artışı ve rezerv artışı tanım icabı eşittir. Gelelim verilere. Dünya merkez bankaları altın hariç toplam döviz rezervleri 2000 yılında 2 trilyon dolar iken 2005’te 4.2 trilyon dolara yükselmiş. Beş yılda 2.2 trilyon dolar yada yüzde 110 artış yaşanmış.
Bekleneceği gibi 2000’den 2005’e en büyük rezerv artışı Çin’de oluyor. Çin’in rezervleri 170 milyar dolardan 820 milyar dolara yükseliyor. 650 milyar dolar artıyor. Dünya rezerv artışının üçte biri Çin’den, gerisi ise büyük ölçüde Japonya, Kore, Singapur, Rusya ve Tayvan’dan kaynaklanıyor.
Likidite bolluğu
Dünya düzeyinde bir “saadet zinciri” ile karşı karşıya olduğumuz görülüyor. ABD yaptığı ithalat karşılığında dolarları veriyor. Bunlar az sayıda sermaye ihracatçısı ülkenin merkez bankasına birikiyor. Onlar da gidip ABD devlet tahvili alıyor. Zincir tamamlanıyor. Alan memnun satan memnun, bu işte bir risk olabilir mi? Maalesef evet diyoruz. Çünkü döviz rezervleri aynı zamanda uluslararası ödemeler sisteminin para arzına tekabül ediyor. Yani rezerv artışı uluslararası likiditenin bollanması anlamını taşıyor. Son beş yılda dünya nominal milli gelirinde artış yüzde 40 oldu. Aynı dönemde dünya dış ticareti de cari fiyatlarla yüzde 60 büyüdü. Buna karşılık yukarıda döviz rezervlerinde artışı yüzde 110 hesapladık.
İktisadın en eski kuralıdır. Para arzı reel mal-hizmet arzından daha hızlı artıyorsa eninde sonunda enflasyonist baskılar kendini gösterir. Likiditeyi sıkmak zorunluluğu doğar. Dünya ekonomisinde ise likiditeyi kısmanın yani rezerv artışını durdurmanın tek yolu var: ABD dış açığının kapanması. Önümüzdeki dönemde dünya konjonktürünü yakından izlemek gerekiyor.
Dünyada döviz rezervleri
İşi gücü bıraktık ABD’nin dış açığı ile uğraşır olduk. Neden? Çünkü Türkiye’nin de büyük bir dış açığı var. Dünya ekonomisinde bir düzeltmenin Türkiye’yi sıkıştırmasından korkuyoruz
Haberin Devamı

