Zaman hızla geçiyor. Bir yılı daha deviriyoruz. Her yılın son üç yazısında çıkan yılı değerlendiriyoruz. Önce dış dünyadaki gelişmeleri ele alıyoruz. Türkiye ile devam ediyoruz.
Aslında 2004 dünya ekonomisinin son dönemdeki en parlak yılı oldu. Kriz ya da resesyon yaşayan, milli geliri küçülen ya da aynı kalan ülke yoktu. Ülkeden ülkeye farklar olmasına rağmen 2004'te ekonomiler büyüdü.
Buna karşılık enflasyon bir tehdit oluşturmadı. Talep artışına rağmen dış ticarete konu mallarda rekabetin yoğunlaşması fiyat artışlarını kısıtladı. Gelişmiş ekonomilerde emek piyasalarında arz fazlası sürdü.
Çin'deki hızlı büyümenin yarattığı talep artışları ise hammadde fiyatları üstünde baskı yarattı. Petrolde uzun dönem fiyat dalgası yükselme yönünde geçmişti. Dolayısı ile petrol fiyatları rekor düzeylere tırmandı.
ABD'nin açıkları
Olumlu gidişata rağmen bir gelişme mali piyasalarda ve iktisatçılar arasında ciddi şekilde tedirginliğe yol açtı. Sözcüğün her iki anlamı ile önemli miktarda spekülasyona neden oldu. Üstelik, çözümü yolunda pek adım atılamadı.
Sorun, ABD'nin normal insanın havsalasını aşan boyutlara ulaşan dış açıklarıdır. Halen açık 600 milyar dolar civarındadır. Yakın gelecekte 800 milyar dolara, hatta 1 trilyon dolara tırmanabileceği iddia ediliyor.
Zenginin parası züğürdün çenesini yorarmış. Türkiye'nin 2004 yılı milli geliri 300 milyar dolar civarında hesaplanıyor. Yani ABD altı ayda bizim bir yılda ürettiğimiz mal ve hizmetler toplamı kadar dış açık veriyor.
ABD'nin esas açığı mal ticaretinden kaynaklanıyor. Görünmeyenler (hizmetler ve sermaye gelirleri) kısmında küçük bir fazlası var. Mal ticaretindeki açıkta en büyük pay Çin ve diğer Asya ülkelerinin. Türkiye bile ABD ile küçük bir ticaret fazlası veriyor.
Dış açık bir tasarruf açığıdır. Ülke kendi tasarrufundan fazla yatırım yaptığı zaman oluşur. Tanım icabı yabancılara varlık satışı ile finansmanı yapılır. Yani ülkenin yabancılara karşı yükümlülüklerinin artmasına yol açar.
Asya ülkelerinin fazlaları
Dünya ekonomisi sıfır toplamlı bir oyundur. Yani her açığın bir fazlası vardır. ABD dış açığının karşısında Çin ve diğer Asya ülkelerinin dış fazlaları yer alıyor. Bunlar ithalat yapmak için ABD'nin verdiği dolarları Merkez Bankaları'nda biriktiriyor.
Mantık aynıdır. Dış fazla bir tasarruf fazlasıdır. Fazla veren ülke çalışıp ürettiklerini tüketmiyor ve yatırmıyor. Ne yapıyor? ABD'ye borç veriyor. Dolayısı ile dış varlıklarını artırıyor.
Bu durumun yarattığı gerginlikleri kısaca belirtelim. Bir: Asya ülkeleri ABD'ye borç vermeyince mal satamıyor. Halbuki ekonomilerini ihracat taşıyor. İki: ABD sadece kendi parası ile borçlanmayı kabul ediyor. Yani iflas riski borçverenin üstünde kalıyor. Üç: Bu düzen fazla süremez. Ama nasıl değişeceğine karar vermek hiç de kolay değil.
Bu konuyu daha çok tartışacağımız kesindir.
Dünya ekonomisinde gerilim
Zaman hızla geçiyor. Bir yılı
Haberin Devamı

