Asaf Savaş Akat

Asaf Savaş Akat

akatas@bilgi.edu.tr

Döviz kuru tartışmaları

Makroekonomi deyince benim akl

Haberin Devamı

Makroekonomi deyince benim aklıma önce büyüme hızı gelir. Onu ihracat, ithalat ve cari işlemler dengesindeki değişim izler. Üçüncü sırada enflasyon yer ak. İssizlik, gelir dağılımı, verimlilik, rekabet gücü gibi reel ekonomik değişkenleri de önemserim.

İktisat politikasında önceliği maliye politikasına veririm. Devlet ekonomiye bütçe ile müdahale eder. Gerek faiz dışı fazla gerek bütçe dengesi bütün diğer makroekonomik büyüklükleri belirleyebilme gücüne sahiptir. Para politikasına ondan sonra bakarım.

Buna karşılık mali piyasaların ilgi alanına giren üç değişkene mesafeli yaklaşırım. Bunlar faiz, döviz kuru ve borsadır. İktisatçıların kısa ve orta dönemde mali piyasaların davranışını öngörmekte çok zorlandığını her fırsatta hatırlatırım.

Maalesef Türkiye'de bu öncelik sıralamasına uymak zordur. Çünkü kamuoyunda mali değişkenleri ekonominin kendi zannetmek eğilimi yaygındır. Bu da bizi mali piyasa büyüklüklerine gereğinden fazla eğilmek zorunda bırakabiliyor.

Kur, ihracatçı ve tasarrufçu
Üç mali değişken içinde kamuoyunu en yakından ilgilendiren döviz kurudur. O kadar ki, tüm ekonomik konjonktürün döviz kuru üzerinden algılandığını söyleyebiliriz. Döviz kuru tüm diğer değişkenlerden daha dikkatle izlenir ve daha fazla önemsenir.

Türk insanının dövizle ve döviz kuru ile neredeyse saplantı düzeyindeki bu ilişkisinin bir nedeni geçmiş deneyimleridir. Son 50 küsur yılda yaşanan çok sayıda döviz sıkıntısı ve devalüasyon toplumun müşterek hafızasında derin izler bırakmıştır.

Diğer neden son yirmi yılda TLnin "dandik para" haline gelmesidir. Vatandaş tasarruflarını yüksek enflasyon belasından koruyabilmek için dövize yöneldi. Giderek menkul servetinin önemli bölümünü döviz cinsinden varlıklara yatırdı.

Bu iki olgunun bugün gelinen noktada anlamı şudur: Bir yanda toplumda çok ciddi bir dış açık korkusu vardır. TLnin aşırı değerli olduğu önerileri kolay kabul görür. Dövizin gelecekte yükselmesi beklenir.

Doğallıkla, ihracatçı daima TLnin aşın değerli olduğunu iddia eder. Kısmen de olsa ihracatçıya hak vermemek çok zordur. Değerli TL üreticinin rekabet gücünü olumsuz etkiler. Genelde sanayiciyi zor durumda bırakır.

Öte yanda döviz varlığı olan tasarrufçunun dövizin tekrar yükseleceğinden umudunu kaybetmesi vardır. Ekonominin istikrara yönelişinin kalıcı olma ihtimali yükselmektedir. TL adam oldukça döviz tutma anlamını yitirmektedir.

Açmaza teşhis
Cuma günü dolar ve euro sırası ile 1.26 YTL ve 1.70 YTLden işlem gördü. Üçbuçuk yıl önce, 2001 Eylül'ünde doların 1.70 YTL, euronun ise birkaç ay önce 1.90 YTLde dolaştığını hatırlayalım. Bu kur düzeyinde ihracat ve sanayi açısından TLnin aşırı değerli olduğu bence de çok açıktır.

Buna durumda kısa-orta dönemde dövizde ciddi bir yukarı hareket beklemeli miyiz? Soruya "hayır" cevabı geliyor. Çünkü tasarrufçunun dövizden TL'ye geçmesi döviz piyasasında büyük bir arz fazlası yaratıyor. Ekonomik istikrar sürdüğü takdirde daha uzun süre arz fazlası devam edecektir. Hesaplar ona göre yapılmalıdır.

DİĞER YENİ YAZILAR