Cuma günü New York borsası 6.400’e kadar indi. Yoksa 5.000’leri de görecek miyiz dedik. Son anda gelen alımlarla haftayı 6.600’ün az üzerinde kapattı. Son bir aylık kayıp yüzde 20’ye ulaştı.
General Motors’un iflas noktasına geldiğini kabullenmekte hâlâ zorlanıyorum. Benim neslim için hakikaten zor bir durum. 1950’de babam Frigidaire buzdolabı almıştı. 1960 yılında AFS bursu ile Kaliforniya’ya gittiğimde dünyanın en büyük şirketi idi.
ABD’de Şubat işsizlik oranı yüzde 8.1’e yükseldi. Bir yıl önce yüzde 4.8’di. İşsiz sayısı 12.5 milyon kişiye tırmandı. 2008 başından bu yana 4.4 milyon kişi işini kaybetti. İşsizlikteki artışın nerede duracağını kimse bilmiyor.
TÜİK yarın saat 10’da sanayi üretimi Ocak sonuçlarını açıklıyor. Sanayi üretiminde büyük bir düşüşe hazır olmakta yarar var. Aralık’taki kötü gidişatın değiştiğine dair bir işaret olmadığını belirtelim.
Papatya falı
Salı günü çıkan yazımda döviz piyasasında gerginliğin arttığına dikkat çektim. Neden olarak ABD ve AB’de olumsuz gidişatı gösterdim. Gelişmeler beni mahçup etmedi. Gerginlik TL’ye de bulaştı. Cuma günü dolar 1.80 TL’yi gördü.
O yazıda milyon TL değerindeki soruyu da sordum: Vatandaş döviz almalı mı, yoksa satmalı mı? Ama cevabını vermedim. Topu dolaştırarak idare ettim. Papatya falını açmayı daha sonraki yazılarıma bıraktım.
Sevgili Mahfi Eğilmez dayanamayıp topa girdi. Son dönemde üstüste tahminleri tutmuştu. Sanırım onun gazına geldi. Neticede doların 1.80 TL’nin üstüne çıkmasına ihtimal vermediğini yazdı.
Üç gündür bunu düşünüyorum. Ne yapmalı? Kişiliğimin rasyonel yarısı kaçak güreşmeye devam et, kur mur söyleme diyor. Öbür yarısı ise Mahfi’nin meydan okuması karşısında sessiz kalmayı bir türlü içine sindiremiyor.
Gördüğünüz gibi bizim mesleğin de kendine göre tehlike ve zorlukları var. Böyle durumlarda döviz kuru tahmini isteniyor. Bilmiyorum demek olmaz. Biliyorum deyip yanılmak hiç olmaz. Gel de çık bu işin içinden...
Vatandaş beklemede
Daha önce de yazdık ama tekrarlayalım. Şu anda döviz piyasasında iki ana eğilim görülüyor. Yabancılar net döviz alıcısı oldular. Borsadan, TL kağıtlarından çıkıyorlar. Dövizle verdikleri borçları yenilemiyorlar. Bunlar dövize talep yaratıyor.
Diğer tarafta yerliler var. Geçmişte böyle gergin durumlarda onlar da döviz talep ederdi. “Sütten ağzı yanan yoğurdu üfleyerek yermiş”, bu kez o hatayı yapmıyorlar. Ya döviz satıyorlar ya da kurun biraz daha yükselmesini bekliyorlar.
Yerliler döviz satınca kurun ateşi çabuk düşüyor. 2008 sonbaharında dolar 1.70 TL’nin üstüne çıkınca satışa geçiyorlardı. Bu yıl onların beklentileri de bozuldu. Tribünde oturup beklemeyi tercih ediyorlar.
Sahaya inecekler mi? Ne zaman? Alıcı mı satıcı mı olacaklar? Döviz kurunun geleceği bu sorulara verilecek cevaplara bağlıdır. Maalesef yerim gene en kritik noktada bitti. Papatya falının sonucu başka yazıya kaldı. Bizi izlemeye devam ediniz...
Döviz kuru dalgaları
Haberin Devamı

