Başta borsalar, küresel mali piyasalar mart ayına kötü girdi. Dün sabah uyanınca Asya borsalarına baktım. Yüzde 3’lerde düşüşler gördüm. Avrupa’ya da bulaştı. Yazıya oturduğumda New York 7 binin altına inmişti. On küsur yıllık bir eşik daha kırıldı. Halbuki dün sabah ABD’de ocak ayı perakende satışları açıklandı. Yüzde 0,6 artmış. Perakende satışlar tüketici güveninin ve özel tüketimin öncü göstergesidir. Altı aydır düşüyordu. Artışa geçmesi önemli ama tek aylık veriden genelleme yapmak hatalı olur.
Türkiye’de Finansal Çözümler Ltd. tarafından hazırlanan CNBC-e Tüketici Güven Endeksi’nde Aralıkta başlayan toparlanma şubatta da sürüyor. Endeks hâlâ düşük değerlerde seyrediyor ama aydan aya az da olsa artıyor.
Buna karşılık ABD’de Michigan Üniversitesi tüketici güven endeksi şubatta kasım 2008’deki dip düzeyine geri döndü. Tüketiciyi özellikle işsiz sayısındaki artışın hızlanması korkutuyor. Haksız sayılmazlar.
Gelmeyen büyük fırtına
Türkiye’nin döviz kuru takıntısı en küçük bir iyileşme olmaksızın sürüyor. Gelen e-postaların ezici çoğunluğu kur konusunda. Yüz yüze geldiğimizde ilk sorulan soru gene kur. Türkiye insanının bugün de kurla yatıp kurla kalktığını söyleyebiliriz.
Sonbahardan bu yana “falan tarihte büyük devalüasyon geliyor” rivayetleri iyice yoğunlaştı. Yılbaşından sonra doların martta 2 TL’yi aşacağını düşünenler arttı. Çok geçmeden 2.5 TL’ye çıkacağına kesinlikle inananlar da var. Yapılan analiz de çok makul duruyor. Merkez Bankası’nın hızlı faiz indirimi TL’nin cazibesini yok etti. Üstüne küresel mali kriz her geçen gün derinleşiyor. Buna Türkiye’nin dev dış açığını, sermaye akımlarının tersine dönmesini vs. ekleyince resim tamamlanıyor.
Kim bu argümanlara karşı çıkabilir? Ne var ki, heyecanla beklenen döviz kuru fırtınası bir türlü kopmuyor. Dün dolar 1.72 TL ve euro 2.17 TL oldu. Geriye dönüp kontrol ettim. Dört ay bir hafta önce, 24 Ekim 2008’de, sepet bazında aynı düzeyi görmüş.
Almalı mı? Satmalı mı?
Neden böyle oluyor? Bu kadar çok aleyhte koşul bir araya gelmesine rağmen döviz kuru neden bir türlü kopup gitmiyor? Bu bir fırtına öncesinin geçici sükûneti mi? Yoksa eski döviz kuru dinamiğini bozan ve farkına varmadığımız yeni durumlar mı var?
Bunlar iktisatçının soruları. Vatandaş olaya daha pratik ve çıkarcı yaklaşıyor. Nedenlerden çok sonuçlarla ilgileniyor. Sorunu başka türlü vazediyor. Bu kurdan döviz almalı mı yoksa satmalı mı?
Ne kadar hassas bir soru olduğunu geçmiş deneyimlerimden biliyorum. Pek çok kritik dönemde TL’de kalmayı önerdiğim için vaktiyle çok eleştirildim. Ben haklı çıktığımı vatandaş ise tam tersini düşünüyor.
Neyse, yerim de bittiğine göre papatya falını ilerideki bir yazıda açabilirim.
Döviz kuru bilmecesi
Haberin Devamı

