Bir ekonomik sorunun öneminin bir göstergesi de medyada bahsedilme yoğunluğudur. Örneğin Amerikalılar “resesyon endeksi” hesaplıyor. Ekonomi yavaşladıkça gazete haberlerinde “resesyon” sözcüğü daha sık geçiyor. Türkiye’de aynı yöntemi dış açığa uygulayabiliriz. Cari işlemler dengesi bozuldukça bu konudaki haberlerin ekonomi sayfalarında hem yeri büyüyor hem de sıklığı artıyor. Uluslararası kuruluşların da dikkatini çektiğinin görülmesi ek bir unsur oluyor. Her gün “dış açık sürdürülemez” ya da “kırılganlığını artırıyor” uyarıları geliyor.
Cari açığı izlemenin birden fazla yolu var. En çok mutlak değerlere bakıyoruz. Temmuz’da yıllık açık 30 milyar dolara çıktı. İç talepte yavaşlama olmazsa yılı bunun da üstünde bir yerde bitirmesi ihtimali belirdi. Daha gerçekçi bir yöntem, cari açığın milli gelire oranının izlenmesidir. Hızlı büyüme sonucu milli gelir arttıkça aynı mutlak değer daha küçük bir dış açığa tekabül eder. Yani dış açığın milli gelire oranındaki değişim mutlak değere kıyasla daha yararlı bilgiler taşır.
Eğilimleri saptamak açısından karşılaştırmanın yapılacağı dönemlerin seçimi de önemlidir. Yapısal ve konjonktürel etkilerin doğru saptanabilmesi için hem uzun hem de kısa dönemde değişime bakılmalıdır.
Aşağıdaki tabloda cari işlemler dengesi büyüklüklerinin milli gelire oranları yer alıyor. İlk sütunda 1994-2000 arası ortalamaları, İkinci ve üçüncü sütunda ise 2005 ve 2006 yıl ortası itibarıyla yıllık değerler var. İlk sıra bavul ve altın ticareti dahil mal ticareti dengesini veriyor. Altında hizmet, transfer ve hizmet+transfer dengeleri var. İkisini toplayınca yatırım geliri dışında cari dengeye ulaşıyoruz. Buna “faiz dışı denge” dedik. Yatırım geliri eklenince cari denge bulunuyor. Onu “net hata noksan kalemi,” o dahil dış denge izliyor. Tabloyu iki şekilde okuyabiliriz. İlk sütunu diğer ikisi ile karşılaştırınca yapısal değişim görünüyor. Hizmet+transfer fazlası gerilerken mal açığı büyüyor. Sonuçta faiz dışı denge küçük artıdan büyük eksiye dönüşüyor. Yapısal bozulma hem hizmet+transfer gelir kaybından hem de mal açığının büyümesinden kaynaklanıyor. Son iki sütunu karşılaştırınca bir yıldaki değişim ortaya çıkıyor. Mal açığı 1.5 puan artıyor. Hizmet+transfer fazlası 0.4 puan azalıyor. Faiz dışı denge 2 puan bozuluyor. Yatırım gideri .3 puan gerilediği için cari işlemler açığı 1.7 puan büyüyor. Net hata noksan 1.5 puan azaldığı için dış açık 3.2 puan bozuluyor. Bu sayılar gerçekten korkutucudur. Haziran 2006 itibarıyla dış açık milli gelirin yüzde 7.7’sine çıkmıştır. Dış dengede bir yılda bozulma milli gelirin yüzde 3.2’sine eşittir. Gel de korkma...
Dış açık neden korkutuyor?
Bir ekonomik sorunun öneminin bir göstergesi de medyada bahsedilme yoğunluğudur. Örneğin Amerikalılar “resesyon endeksi” hesaplıyor. Ekonomi yavaşladıkça gazete haberlerinde “resesyon” sözcüğü daha sık geçiyor
Haberin Devamı

