Piyasa ekonomilerinde maliye politikasının özel bir önemi vardır. Beklenmeyen şokların yarattığı olumsuz konjonktürlere karşı kullanılması en iyi bilinen işlevidir. Hatta makroiktisat teorisinin bu arayış çerçevesinde geliştirildiğini söyleyebiliriz. Diğer uçta bütçe disiplininden uzaklaşma ile ekonomik istikrarsızlık arasındaki yakın bağ yer alır. Sorumsuz maliye politikaları (büyük bütçe açıkları) eninde sonunda ekonomik dengeleri bozar. Enflasyon,
resesyon, kriz vs. çalkantılara yol açar.
Ancak maliye politikasının etkisi konjonktürle sınırlı değildir. Vergiler ve kamu harcamaları aynı zamanda devletin ekonomideki ağırlığını gösterir. Bunların milli gelirden daha hızlı artması halinde devletin büyümesinden söz edebiliriz.
Vergi yükü
Devletin ekonomideki ağırlığı farklı yöntemlerle ölçülebilir. Biri kamu tüketiminin milli gelir içindeki payıdır. Doğrudan kullanılan kaynakları gösterir. Transfer harcamalarını yani faiz, sosyal güvenlik ve sübvansiyonları kapsamaz.
Diğer ölçü, bütçe gelirlerini milli gelire oranlar. "Vergi yükü" adı verilir. Sözcüğün ortaya çıkışında büyük devlet karşıtlığı etkili olmuştur. Çünkü vatandaştan alınan verginin bir bölümü transfer harcamaları ile vatandaşa iade edilir. Gerçek vergi yükü vergiden transferlerin düşülmesi ile bulunur.
Gazetedeki köşemde yayımlanan grafikte 1987'den 2004'e bütçe gelirlerinin milli gelire oranı kesintisiz çizgi ile gösteriliyor. 1990 öncesinde vergi yükü yüzde 13-14 civarında seyrediyor. 1990'dan bu yana devamlı yükseliyor. 2001'de yüzde 29'a tırmanıyor.
Aynı dönemde bütçe faiz-dışı harcamasının milli gelire oranını kesikli çizgi gösteriyor. Bu kalem 1990'lı yıllarda sorunludur. Başta görev zararları olmak üzere, hükümetler bütçe dışında harcama yapmışlardır. 2001 sonrasında gerçekçidir.
Doğallıkla, bütçe gelirleri ile faiz-dışı harcamalar arasındaki mesafe bütçenin faiz-dışı dengesidir. 1991-1993 arasında faiz-dışı dengenin eksiye döndüğüne dikkat çekelim. 1994 ve sonrasında ise 1997 yılı dışında faiz-dışı fazla vardır.
Eğilimin yönü
Dönemin tümüne bakınca durum çok açıktır. 1990'lardan bugüne vergi yükü anlamında devlet sürekli büyümüştür. 10 yıl içinde vergi yükü iki katına çıkmıştır. Devletteki büyüme özellikle 1995 sonrasında çok belirgindir.
Devam edelim: Dikkatli olmak koşulu ile grafiği başlıktaki soruyu cevaplandırmak için kullanabiliriz. Önce 2002 yılında vergi yükü azalırken faiz-dışı harcamanın artmasını açıklayalım. Nedeni çok basittir: 2002 seçim yılıdır.
Bizi esas ilgilendiren AKP'nin iktidarda olduğu 2003 ve 2004 yıllarıdır. Ne görüyoruz? Vergi yükü 2003'te az da olsa artıyor. 2004'te az da olsa geriliyor. Buna karşılık faiz-dışı harcama her iki yılda yine az da olsa geriliyor.
Bence devlette denetimsiz büyüme 1990'ların sonunda yaşanan çalkantıların temel nedenleri arasında. Kriz sonrasında devletin büyüme eğiliminin durduğu da açık. Bundan sonra küçülüp küçülmeyeceğini ise zaman gösterecek.
Devletin büyümesi durdu mu?
Piyasa ekonomilerinde maliye p
Haberin Devamı

