Asaf Savaş Akat

Asaf Savaş Akat

akatas@bilgi.edu.tr

Dertli yazı

İnsan bazen bir olaydan hiç be

Haberin Devamı

İnsan bazen bir olaydan hiç beklenmedik şekilde etkilenir. Konunun ille çok önemli olması gerekmez. Genelde sürpriz bile değildir. Yaşamın aslında bilinen bir yanıdır. Ama yaşanılan anı bir gülle gibi dağıtır. Afallar kalırız.

Ağrı'da kuş gribinden ölen çocuklar benim için böyle oldu. Televizyonda acılı babayı izledim. Son kalan tavuğu kesip yediklerini anlattı. İçim burkuldu. O anda elimi uzatamamanın, acısını paylaşamamanın yükü altında ezildim.

Gördüğüm, duyduğum ve okuduğum beni düşünmeye hatta iç hesaplaşmaya itti. Dikkatle bakınca, son dönemde bu tür olaylar karşısında duyarlılığımın arttığını farkettim. Nedenlerini anlamaya çalıştım.

Uzmanın açmazı
Her meslek erbabı işindeki insani dram boyutunu soyutlamaya çalışır. Aksi halde verimliliği düşecektir.

Doktor için hasta ve vaka vardır. Hakim dosyalara bakar. Polis zanlıları tutuklar. Bakkal müşteriye hizmet eder.

Ya iktisatçı?

O da ilgilendiği dar alana bağlı olarak formüllerin, verilerin ve piyasaların arkasına saklanır. Enflasyon, büyüme, döviz kuru, işsizlik, dış açık, gecelik faiz, vs. içinde insan barındırmayan büyüklükleri konuşur.

Özellikle gidişatla ilgili olumlu konuşunca, bir bölüm okuyucu ve izleyiciden mutlaka bu yönde tepki gelir. Analizimde insanın yer almadığı hatırlatılır. Kimi asgari ücretin düşüklüğünü referans alır. Başkası kapkaç olaylarını örnek verir.

Özü aynıdır. Eleştirenler benim çizdiğim olumlu ekonomik tablo ile insanların güncel yaşamının çakışmadığını kendi dilleri ile ifade ederler. Şu ya da bu şekilde o insanların sorunlarına karşı duyarsızlıkla suçlarlar.

Tüm uzmanlar benzer açmazlarla karşı karşıyadır. Genel kuralları öğrenerek ve uygulayarak uzman olunur. Ama insanlar birer birer varolur. Arada ezilmemek olanaksızdır.

Çaresizlik duygusu
Son dönem neden karamsarlaştığım konusunda çok soru aldım. Kolaya kaçmak için "sayılar değişince ben de değişirim" diyorum. Fakat mutsuzluğumun derinde kökleri olduğundan şüpheleniyordum. Ama adını koyamıyordum.

Kuş gribinin Ağrı'dan yansıttığı insanlık dramı gözümü açtı.

Türkiye'de fakirliğin ve sefaletin temel nedeni son elli küsur yıllık ortalama büyüme hızının düşüklüğüdür. Yani yavaş büyümedir. Yüksek verimli istihdam olanaklarının yetersiz kalmasıdır.

Acılı babanın çaresizliğini hatırlayın. Bir süredir ben de aynı çaresizlik duygusunu taşıyorum. Yanlış para politikaları sonucu oluşan aşırı değerli TL Türkiye'nin ihracat ve sanayi hamlesini gözümün önünde tahrip etti. Bir şey yapamadım.

Geçmiş geçmiştir. Ama geleceği kurtarmak elimizdedir. Ağrı'dan o görüntülerin benzerleri ile 10 yıl sonra yine yüzyüze gelmek istemiyorum. Ekonominin, yeniden ihracatın ve sanayinin çektiği hızlı büyüme temposuna dönmesini temenni ediyorum.

DİĞER YENİ YAZILAR