Asaf Savaş Akat

Asaf Savaş Akat

akatas@bilgi.edu.tr

Çözüme doğru

Toplumların değişen koşullara

Haberin Devamı

Toplumların değişen koşullara uyum sağlaması kolay olmuyor. Uyum yeteneği ve gelişmişlik düzeyi arasında bire bir ilişki kurabiliriz. Gelişmişlik düzeyinin esas belirleyicisi değişen koşullara uyum sağlamaktaki basandır diyebiliriz.
Bu açıdan toplumları ikiye ayırmakta yarar var. Bir tarafta kendi iç dinamiği ile koşullan değiştirebilen toplumlar var. Örneğin sanayi kapitalizmi ve demokrasi İngiltere ve Batı Avrupa ülkelerinde ortaya çıktı. İlk günahı onlar işlediler. Sonra inisiyatif ABD'ye geçti.
İkinci gruba başkalarının keşfettiği yeniliklere uyum sağlamak kalıyor. Onlan da iki ayrı kategoride ele alabiliriz. Yeniliğin öncüsü olamayanlardan bazıları olayı çabuk anlıyorlar. Hızla kendilerini değiştiriyorlar. Dolayısı ile öncülerle aradaki fark açılmıyor. Onlan çabuk yakalamak mümkün oluyor. Akla hemen Japonya örneği geliyor.
Diğerleri ise, bırakın yeniliğin öncüsü olmayı, taklit etmekte bile gecikiyorlar. Düzenleri yeni koşullara karşı direniyor. Gereklerini yapmayı reddediyor. Uzun ve çok sancılı bir azgelişmişlik dönemi yaşıyorlar.
Osmanlı'yı düşünelim. Japonya'ya kıyasla Batı ile çok daha iç içe yaşıyor. Batıdaki değişimi o ölçüde erken görüyor. Ama zorunlu değişimi yapamıyor. Aynı özelliklik Cumhuriyet döneminde de sürüyor.

Gözlem, teşhis ve tedavi
Olayı basitleştirebiliriz. Uyum yeteneği nedir? Üç sözcükle özetleyebiliriz. Gözlem, teşhis ve tedavi. Önce sorunu göreceksiniz. Ardından nedenlerini anlayacaksınız. Bu bilgi ile sorunu çözeceksiniz.
Bu süreç evrenseldir. Birey, aile, şirket, kurum ya da toplum, hepsi için aynı süreç çalışır. Algılamadığınız olaya teşhis bile koyamazsınız. Yanlış teşhis size yanlış çözüme götürür. Ama doğru teşhis de yetmez. Çözümü tasarlamak ve uygulamak gerekir.
Türkiye'nin ilk iki aşamada epey yol katetriğini söyleyebiliriz. Ancak çözüm üretmek ve bunu uygulamakta hâlâ çok zorlandığını da beraberce izliyoruz.
Yakın geçmişten bir örnek vereceğim. 1990'ların başına dönelim. Uydu teknolojisi ortaya çıkmıştı. Ancak yasalar özel televizyon ve radyoya izin vermiyordu. Teknoloji hukuku deldi ve fiilen özel yayınlar başladı.
İlginç olan sonrasıdır. Ezici çoğunluk yasağın kaldırılmasını destekliyordu. Ama kamu otoritesi felç oldu. İki yıl boyunca gerekli yasal değişiklik yapılamadı. Siyaset ve bürokrasi ayrıntılarda kayboldu.

Düğüm çözülüyor
Geri planda değişim korkusu vardır. Küçük azınlıkların hayali öcüler üretmesine olanak tanır. Uyum yeteneği zayıflar. Toplumun gelişmesi engellenir. Türkiye'nin hem tarihi hem de gündemi çözümsüzlüğü bırakılarak iyice içinden çıkılmaz hale getirilmiş sorunlarla doludur.
O bakıma son gelişmeler çok olumludur. Tüm stratejilerini çözümsüzlük üstüne kuran zihniyet ve kesimler hızla tasfiye olmaktadır. Türkiye statükocuların zorla kendisini soktuğu komadan çıkmaya hazırlanmaktadır.
Bir ay sonra Kıbns'ı çözmüş, AB'ten müzakere tarihi almış yepyeni bir Türkiye'de yaşayacağımıza bütün kalbimle inanıyorum.

DİĞER YENİ YAZILAR