Geçen yazıda milli gelire talep açısından baktık. Özel tüketim, kamu tüketimi ve yatırım harcamaları toplamına "stok hariç iç talep" dedik. Şubat krizinin son onbeş yılın trendinde köklü bir değişikliğe yol açtığını gösterdi.
Sonra stok değişimine baktık. Ekonomik büyümenin büyük bir bölümü stok amaçlı üretim artışından kaynaklanıyordu. Gerisi de dış talepten geliyordu.
Ortadaki bilmeceyi çözmeyi bu yazıya bıraktık.
Hesaplama yöntemleri
Milli gelir muhasebesini hatırlatarak başlayalım. Milli gelir üç ayrı yöntemle hesaplanır: Üretim değerleri, harcama miktarları ve faktör gelirleri. Tanım icabı, her üç yöntemle bulunan milli gelir aynı olmalıdır.
Türkiye maalesef bunlardan sadece ilk ikisini kullanabiliyor. Çünkü yaygın vergi kaçağı faktör gelirlerine ulaşılmasını imkansız kılıyor. İlkinde farklı sektörlerde üretilen katma değerler çeşitli yöntemlerle bulunuyor. Tarım kesimi için mahsul miktarlarına bakılıyor. Sanayi kesimi katma değerine sanayi üretim endeksi baz teşkil ediyor. Hizmetler için kolay ulaşılan göstergelerden yararlanılıyor.
Sektörlerde yaratılan katma değerler toplanıp üstünde vergi, vs. işlemleri yapılınca "faaliyet kollarına ve üretici fiyatlarına göre" milli gelir elde ediliyor. DİE metodolojisinde esas milli gelir hesabı bu oluyor.
İkinci yöntem harcamaları izliyor. Bizim "stok dışı iç talep" dediğimiz ana harcama kalemleri ayrıntıları ile bulunuyor. Mal ve hizmet dış ticareti zaten ödemeler dengesinden biliniyor. Stok değişimi de eklenince "harcamalar yöntemi ile" milli gelir çıkıyor.
Üretimden ve harcamadan hesaplanan gelirin eşit olması gerektiğini yukarıda belirtmiştik.
Sermaye kaçağı
Şimdi Şubat krizi sonrası gelişmeleri düşünelim. Kamu borcunda konsolidasyon korkusu, TLnin değer kaybı, sonra seçimler, derken Irak savaşı, ekonomi üst üste şoklar yaşıyor. Korku ve tedirginlik döviz talebini patlatıyor. Alınan dövizin içeride kalması yada yurtdışında tutulması ekonomi açısından aslında ikincildir. Her iki hal de sermaye kaçağı demektir. Bir bölümünü cari işlemler dengesi görünmeyen döviz gelirlerinde Şubat krizi sonrasında ortaya çıkan büyük düşüşte izliyoruz.
Sermaye kaçağı bilmeceyi çözmektedir. Açıklayalım.
Ekonomi üretimi yapıyor.
Üretilen mal ve hizmet yurtdışına satılıyor. Fakat karşılığı Türkiye'ye gelmiyor. Çünkü elde edilen döviz sermaye kaçağına gidiyor. Dolayısı ile o üretimi mümkün kılacak harcama ne iç talepte ne de dış talepte gözüküyor.DİE ne yapacak? Hesapları üretimin arttığını gösteriyor. Ama o üretimi satın alacak iç yada dış harcamayı bulamıyor. Geriye firmaların stoğa üretim yaptıklarını kabul etmek kalıyor. Böylece milli gelir serilerinde stoklar sürekli artıyor.
Yaygın ve yoğun sermaye kaçağı Şubat krizi sonrası dönemin en önemli olayıdır. Cari işlemler dengesi, döviz kuru, reel faiz, büyüme, vs. ekonominin temel göstergelerini çok etkiledi. İki aydır döviz kurunun seyri, tersine dönünce de etkilemeye devam edeceğine işaret etmektedir.
Büyüme bilmecesi (2)
Geçen yazıda milli gelire tale
Haberin Devamı

