Asaf Savaş Akat

Asaf Savaş Akat

akatas@bilgi.edu.tr

Bürokrasi ve siyaset

Türkiye siyasi ritüel açısında

Haberin Devamı

Türkiye siyasi ritüel açısından renkli ve zengin bir ülkedir. Örneğin iktidar değişikliğinden sonra yeni gelen hükümet bürokrasinin her düzeyinde tasfiyeye gider. Bir önceki iktidarın atadığı kişiler kızağa çekilir. Yerlerine yenileri gelir.

Konu mutlaka medyaya yansır. Genel eğilim hükümeti partizan davranmakla, kadrolaşmakla suçlamaktır. Bir süre sonra konu gündemden düşer. Bir sonraki hükümet değişikliği ile birlikte aynı yerden devam edilir.

Benzer bir başka süreç daha vardır. Seçim öncesinde her kademeden çok sayıda bürokrat milletvekili adayı olmak için istifa eder. Bunlar gene medyada yer alır. Ama kamuoyu bu olaya karşı o kadar eleştirel değildir.

Kamuoyunun bence eşdeğer iki olaydan birine karşı duyarlılığı, diğerine karşı ise duyarsızlığı hep ilgimi çekmiştir. AKP hükümetinin Hazineye yeni müsteşar atama kararı ve kamuoyundaki tepki bürokrasi-siyaset ilişkisine bakma fırsatını verdi.

İki saf model
Kamu yönetimi, mutlaka o konuda uzmanlaşmış kadroları gerektirir. Demokrasilerde bu kadroların iki ayrı köken ve meşruiyeti olabilir. Biri seçimle gelen siyasilerdir. Diğeri olağan terfilerle yükselen bürokratlardır.

Bu iki grup arasındaki ilişkilerin nasıl düzenleneceği önem kazanacaktır. Başlangıç olarak iki uç ya da saf model tahayyül edebiliriz. Birinde bürokrasi tümü ile siyasetin dışındadır, ikincisinde tümü ile siyasetin içindedir. Kısaca bakalım. Bürokrasi nasıl siyasetin dışında kalır? Birkaç özelliği vurgulayabiliriz. Bir: işe alma sürecinde bağımsızdır. İki: terfi/yükselme kararlarını kendi alır. Üç: siyasete kadro vermez. Bunlardan biri yoksa, bürokrasi siyasetin dışında değildir.

Türkiye'de bir tek askeri bürokrasi bu tanıma uyar. Hükümetler askeri hiyerarşinin kendi içinde terfi kararlarını almasını kabul eder. Buna karşılık yüksek düzeyli bir askerin milletvekili olmak için istifa etmesine de hiç raslanmaz. İngiltere'de kamu bürokrasisi bu tanıma çok yakın özellikler gösterir. Üstünde siyasi müdahale yok denecek kadar azdır. Buna karşılık bürokratlar siyasete atılmaz. Böylece bağımsız bir bürokrasi oluşur.

Bürokrasi nasıl siyasetin içine girer? Cevabı çok kolay. En baştan bürokrasinin tepe noktalarının siyasi atama olacağı bilinir. Tereddüde mahal bırakan hiçbir şey yoktur. Her iktidar kendi kadrosunu getirir. Kimse bürokrasinin tarafsız olmasını beklemez ve talep etmez.

Amerika'da kamu bürokrasisi bu tanıma yakın özellikler gösterir. Başkan gidince onunla birlikte binlerce yüksek bürokrat da görevden ayrılır. Yeni başkan yerlerine kendi adamlarını atar. Bu süreç kamuoyuna şeffaf şekilde işler. Bu arada, ABD'de bürokrasiden siyasete girene neredeyse hiç Taşlanmadığını da belirtelim.

Siyasallaşmış bürokrasi
Türkiye'de bürokrasi hep siyasetin içinde olmuştur. Ama bu gerçek daima inkâr edilmiş, bürokrasinin bağımsız olması gerektiği söylenmiştir. Yani bağımsız bürokrasinin üçüncü koşulunu yerine getirmeden ilk iki koşuluna uyulması istenmiştir. Durumu görmek için 1950'den bu yana yapılan seçimlerde aday listelerine bakmak yeterlidir. Hepsinde görevinden istifa etmiş çok sayıda bürokrat vardır. Son elli yılda siyasi kadrolarda bürokrat kökenliler ezici çoğunluğa sahiptir.

Bu durumu sessiz geçiştirirken iktidarın kendi kadrolan ile çalışma talebine karşı çıkmak bence çok açık bir çifte standart örneğidir. Bürokrasi siyasallaşmış ise, siyasi iktidar da bürokrasiye müdahale edecektir. Fiilen de etmektedir. Hepsi bundan ibarettir.

DİĞER YENİ YAZILAR