Asaf Savaş Akat

Asaf Savaş Akat

akatas@bilgi.edu.tr

Bayram yazısı

Türkiye Şeker Bayramı'na çok h

Haberin Devamı

Türkiye Şeker Bayramı'na çok hareketli bir ortamda girdi. AB zirvesi 12 Aralık'ta Kopenhag'da toplanıyor. Tam bir hafta kaldı. Kıbrıs ve AB düğümünün o güne kadar şu ya da bu şekilde bir çözüme bağlanması gerekiyor. O arada ABD Irak'la ilgili hazırlıklarını da büyük bir süratle tamamlıyor. Amerika'nın Irak'a askeri müdahaleyi AB'ye karşı Türkiye'ye müzakere tarihi verilmesi için baskı unsuru olarak kullandığı görülüyor.
AKP Genel Başkanı Erdoğan'ın Kopenhag zirvesine iki gün kala Beyaz Saray'da Başkan Bush'la buluşması çok anlamlıdır. Bush yönetimi Avrupaya çok net bir "Türkiye'ye destek olun" mesajı vermektedir.

İslam, AB ve Türkiye
Bayramda siyasetten, ekonomiden söz etmek adet değildir. Daha önceki bayramlarda yazdıklarımı okudum. Duygusallık ağır basmış. Eski günleri hatırlamışım. Maalesef bu gün farklı bir havadayım.
Geçen hafta sonu "Fransa'da ve AB'de İslam" konulu bir konferansa katıldım. İki gün, yirmiden fazla konuşmacı, beş yüz izleyici karşısında tartıştılar. Ben de bir tebliğ sundum.
Toplantıyı organize edenler bile ilgiye çok şaşırmıştı. En çok yüz elli kişi bekliyorlarmış. Ona göre bir salon ayarlamışlar. Kesin geleceğini bildirenlerin sayısı yükselince toplantıyı mecburen şehirdeki en büyük salona taşımışlar, istisnasız tüm konuşmacılar Türkiye'den öyle ya da böyle söz ettiler. Toplantının amacı daha çok Fransa'da yaşayan Müslümanların sorunlarına bakmaktı. Ona rağmen Türkiye gündemden hiç düşmedi.
Aynı ilgi medyada da görülüyor. Her gün gazetelerde Türkiye'nin AB üyeliği üstüne yazılar çıkıyor. Televizyon izleme olanağım olmadı ama durumun farklı olduğunu sanmıyorum.
Fransız kamuoyu ciddi şekilde ikiye bölünmüş durumda. Türkiye'nin tam üyeliğine karşı çıkanların küçük bir bölümü bunu açıkça dine bağlıyor. Avrupa ile Hıristiyanlığın bir bütün teşkil ettiğini söylüyor.
Diğerleri dindışı faktörleri öne çıkartıyor. Türkiye'nin nüfusu çok fazla. AB'nin siyasi birliğe doğru yönelmesini geciktirir. AB içinde ABD'nin uydusu olur. Avrupa'nın doğal sınırlarının dışında kalıyor. Bu tür nedenler sayılıyor.
Türkiye'nin üyeliğini destekleyenler arasında kamuoyunda güçlü isimler var. 1963'de verilen sözün tutulması gerektiğini ifade ediyorlar. Türkiye karşıtlarını ikiyüzlülükle suçluyorlar. AB'nin bir Hıristiyan kulübüne dönüşmesine karşı çıkıyorlar.

Müslüman ve demokrat
Türkiye dışında bunlan dinlerken çok duygulandığımı ifade etmeliyim. Türkiye tarihi bir dönüşümü gerçekleştirme yolunda inanılmaz adımlar atmaktadır. Belki yolun sonuna daha gelmedik ama yolu kolayladığımız kesindir. Türkiye Müslüman bir ülke. Bunda tereddüt yok. Bu gerçeğin değişmesi de mümkün değil. Ama Türkiye'yi diğer Müslüman ülkelerden ayırt eden çok önemli bir özellik var. Türkiye'nin demokrat bir ülke olmaya başladığını düşmanlan bile artık kabul ediyor.
Okuyucularımın Şeker Bayramı'nı bu duygularla kutluyorum.

DİĞER YENİ YAZILAR