Güncel gelişmeleri ihmal etme pahasına ekonomiye geniş bir perspektiften bakan dizi sürüyor. Bugün yedinci yazıdayız. Değişimi, eski krizleri, makro politika uyumunu anlattık. Lafı dolandırma eleştirisi geldi. Biz de cepheden giriştik.
Ekonominin temel sorununun "değerli para-dış açık" ikilisi olduğunu kabul ettik. Önce geleceği araştırdık. Kurda düzeltme beklentisine karşı çıktık. Eski çözümün, bütçeyi kısıp gecelik faizi yükseltmenin ise bir yandan ekonomiyi resesyona götüreceğini diğer yandan da paranın değer kazanmasının süreceğini saptadık.
Böylece milyarlarca dolar değerindeki esas soruya ulaştik. Türkiye ekonomisi bu garip duruma nasıl geldi? Hangi politikalar sonunda geldi? Baklayı ağzımdan çıkartırken daha önce tanımladığım makro politika uyumu sorunsalını kullanıyorum.
Makro politika matrisi
Maliye politikası ile başlayalım. 2000 ve sonrasında maliye politikasının tek hedefi vardır: Tehlikeli sınıra tırmanan kamu borcunun çevirilmesi. Aracı da yüksek faiz-dışı fazladır. Bu durum maliye politikasında esnekliği bitirdi. Bütçe katılaşti.
Bir başka deyişle, maliye politikasının konjonktürel işlevinden vazgeçildi. Ekonomi resesyona da girse, büyük talep yetersizliği de oluşsa, borç sorunu yüzünden yüksek faiz-dışı fazla devam edecekti.
Döviz dengesine geçelim. Geçmiş dönem sermaye kaçağı büyük bir döviz stoğu yarattı, istikrarla yerleşikler döviz bozdurmaya başladı. Böylece döviz kuru cari işlemler dengesi akımlarına duyarlılığını kaybetti. Bu da döviz piyasasını katılaştırdı.
Maliye politikasında ve döviz piyasasında katılık para politikasını makro uyumun tek aracı yaptı. Ekonomik konjonktür bu tahditlerin para otoritesi tarafından algılanmasına ve yol açtıkları darboğazlara zamanında müdahale edebilmesine kilitlendi. Açık söyleyelim. Gecelik faizler konjonktürün tek belirleyicisi haline dönüştü.
Hatırlatalım. Her yüksek faiz, sıkı para politikası değildir. Maliye politikasını ve döviz piyasası koşullarını bilmek gerekir. Son iki yılın sorunu, gecelik faizlerin faiz-dışı fazla hacmine ve döviz stoğuna kıyasla yüksek seyretmesidir.
Çifte kıskaç
Bugünkü politika açmazı para politikası uyumsuzluğundan kaynaklanıyor. Bizi para otoritesinin niyeti, becerisi, modelleri vs. değil sonuç ilgilendiriyor...
Gelinen noktaya "çifte kıskaç" diyorum. Birinci kıskaçta hem bütçe hem de faiz iç talebi kısıyor. İç talebin çektiği bir büyüme ihtimali kalmıyor. Normal olarak bu noktada dış talep devreye girebilir. Ekonomi, büyümesini ihracatla sürdürebilir.
İkinci kıskaç bunu engelliyor. TL'nin değer kazanması ihracatçıyı vuruyor. Ucuz ithalatın yerli üretimle ikamesi hızlanıyor. Neticede ihracat da ekonomik büyümenin motoru olamıyor. Talep yetersizliği ekonomiyi boğmaya başlıyor.
Gene ters bir pozisyona düşmenin rahatsızlığını yaşıyorum. Merkez Bankası son enflasyon raporunda "ekonomide talebin canlanmaya başladığını ve enflasyonun düşüş ivmesinin azaldığını" söylüyor. Ben "Ağır bir resesyon geliyor" demeye getiriyorum.
Sanırım yeniden sayılara dönme zamanı geldi. Bizi izlemeye devam ediniz...
Baklayı ağzımdan çıkarıyorum
Güncel gelişmeleri ihmal etme
Haberin Devamı

