Asaf Savaş Akat

Asaf Savaş Akat

akatas@bilgi.edu.tr

Ayaklanmanın dünü ve yarını

Bir kez daha Fransa'dan sokak

Haberin Devamı

Bir kez daha Fransa'dan sokak çatışmaları televizyon ekranlarını dolduruyor. Birkaç ay önce varoşları seyretmiştik. Akşamlan eğlenmek için araba yakanların hepsi genç, tamama yakını Müslümandı.

Bu kez hareket Paris'in merkezine taşındı. Sokağa inenler gene genç ama Müslüman değil. Paris'in çeşitli üniversitelerinde okuyan hakiki Fransız öğrenciler. Adı sık zikredilen Sorbonne'un bu üniversitelerden biri olduğunu belirtmekte fayda var.

Fransızların ayaklanma gelenekleri güçlüdür. 1789'da Paris halkının Bastil'deki hapisaneyi basması kral ve kraliçenin idamına giden süreci başlatmıştı. Paris o günden bugüne başanlı başarısız çok ayaklanma gördü.

Biz ayaklanma sevmezdik
Bunlardan biri benim neslimi çok etkiledi. 1968'de Paris'de başlayan öğrenci ayaklanması milli kahraman General de Gaulle'i iktidardan uzaklaştırdı. Türkiye'ye taşıma çabaları ise çok sayıda parlak gencin yaşamını söndürdü.

Osmanlı-Türk toplumunda güçlü bir ayaklanma geleneğinden sözetmek olanaksızdır. Güçsüzü de yoktur. Derslerde ve konuşmalarda bazen bu konu açılır. Şaka ile karışık, sonuncusu 16'ncı yüzyılda Celali isyanlarıdır derim.

Bu ilginç durumu iki ana nedene atfediyorum. Birincisi, imparatorluğun dini-etnik mozaiği Türk-Müslüman kesime devletle özel bir ilişki kurduruyor. Devletin kutsal-laştırılmasını yönetilenler de benimsiyor. İkincisi ilkinin günlük yaşama yansımasıdır. Ayaklanma dediğimiz neticede müşterek bir soruna müşterek bir çözüm arayışıdır. Osmanlı-Türk toplumu buna hep tereddütle bakar. Bireysel çözüm aramayı tercih eder.

"Sorun işsizlik, aptal!"
Eski okuyucularım bu konuda verdiğim örnekleri biliyor. Vatandaşın su kesintisine çözümü su deposu ve hidrofordur. Yüksek enflasyonda tasarruflarını dövize çevirir. İş bulamayınca torpil arar, işporta tezgahı açar, gecekondu yapar.

Yani toplumun mevcut sorunlardan sorumlu tuttuğu yönetime karşı tepkisini sokağa taşıması karmaşık bir olaydır. Ancak, bu süreçte bazı etkenler öne çıkıyor. Bunlar içinde biri, işsizlik ya da istihdam olanakları çok özel yere sahiptir.

15-24 yaş grubundaki gençler için işsizlik oranı Fransa'da yüzde 22'dir. Almanya ve İngiltere'de yüzde 15'in altında, ABD'de ise yüzde 10'dur. Fransa'da son iki sokak hareketinde gençler arasında yaygın işsizliğin katkısı inkar edilemez.

Gelelim Türkiye'ye. İki yıldır nüfus ve gelir artıyor ama istihdam sabit kalıyor. İşsiz ve umutsuzlara yılda bir milyon kişi ekleniyor. Soralım. Artan işsizlik vatandaşı nasıl etkiliyor? Tepki verme biçimi değişiyor mu? Yarın tepki sokağa iner mi? Ne diyorsunuz?

"Yüksek faiz-düşük kur mücahidi iktisatçılar" 2003 sonrasında uygulanan yanlış para politikasını istedikleri kadar övsünler, istihdam engelleyici yanını gizlemeye çalışsınlar. Mızrağı çuvala sokamazlar. Hasarın büyüklüğü gün geçtikçe netleşecektir.

DİĞER YENİ YAZILAR