Enflasyon analizini sürdürüyoruz. İki sorumuz var.
Bir: Enflasyon neden bu kadar uzun süre yüksek seyretti?
İki: Şimdi neden bu kadar hızlı düşüyor? İkisinin de cevabının diğerinde gizli olduğu çok açıktır.
Enflasyonu bütçe açığı ve parasal genişleme gibi iktisat politikalarına bağlamak bizi tatmin etmiyor. Hangi siyasi, kültürel, toplumsal etkenlerin enflasyonist iktisat politikalarına yol açtığını anlamaya çalışıyoruz.
Önce demokrasilerde uzun süren yüksek enflasyona Taşlanmadığını gözledik. Sonra kurumsal iktisat ekolünün iktisat politikaları ile kurumsal yapı arasında bulduğu nedensellik ilişkisini açıkladık. Demokrasinin gerektirdiği toplumsal kurumların aynı zamanda ekonomik istikrarı temin ettiklerini saptadık.
Darbelerin kısa tarihi
Bu çerçeveyi Türkiye'ye nasıl uygulayabiliriz? Son elli yılda demokratikleşme sürecinin askeri darbeler tarafından kesintiye uğratıldığını biliyoruz. Demek ki, soruna tersinden bakabiliriz. Askeri darbe-enflasyon ilişkisini arayabiliriz.
Ekonomik ve siyasi istikrarsızlığın faturasını demokratik siyasete kesen görüşler cumhuriyet seçkinleri arasında yaygındır. Tek parti dönemi "altın çağ" kabul edilir. Çok partili rejim yani 1950 seçimleri ekonomik, siyasi, kültürel, toplumsal, vs. bozulmanın başlangıç tarihidir.
Bu bakışta, askeri darbelerin suçlusu da sivil-demokratik siyasettir. Mantık basittir. Özgürlükler, seçimler ve siyasetçiler ülkeyi krize ve kaosa sürükler. Asker mecbur kaldığı için, yani istemediği halde müdahale eder. Amacı kurumsal yapıyı düzeltmek, istikrarı sağlamaktır.
Benim neslim üçü açık biri örtük (post-modern!) toplam dört başarılı askeri darbe yaşadı. Başarısız darbe girişimlerini saymak daha zor. En azından ikisi biliniyor. Bu bakıma askerin kendi projesini gerçekleştirmek için yeterli fırsata sahip olduğunu söyleyebiliriz.
İki gözlem, bir hipotez
Asker iktidara ilk kez 1960'da 27 Mayıs darbesi ile geliyor. Hemen ardından iki başarısız darbe yapılıyor. 1971 darbesi demokraside arzulanan "balans ayarını" tutturamı-yor. Askerin amaçladığı siyasi ve kurumsal rejim kalıcı şekilde 1980'de tesis ediliyor. Yukarıdaki gözlem, darbelerin hedeflediği toplumsal-kurumsal yapının 1980'lerde tesis edildiğidir. Daha önce yazdığımız (kurumsal iktisat ekolünden alınan) hipotez ise enflasyonist politikaların toplumsal-kurumsal yapının bir sonucu olduğudur. Geriye enflasyonu gözlemek kalıyor.
Daha eski ve uzun bir seri olduğu için TEFE'yi kullanıyoruz. 1950-60 arası darbesiz çok-partili rejimde ortalama yıllık enflasyon yüzde 10.1 oluyor. İlk ve son açık darbe arası 1960-80 döneminde yüzde 18.3'e çıkıyor.
Askerin hedeflediği toplumsal-kurumsal yapıyı kurduğu 1980-2000 arasında ise yüzde 55.9'a tırmanıyor. Türkiye deneyimi kurumsal iktisat ekolünün hipotezi ile tutarlı çıkıyor. Çok partili rejimin olağan gelişme sürecine yapay müdahaleler toplumsal-kurumsal yapıda hasara yol açıyor. Darbelerin neden olduğu kurumsal yozlaşma enflasyonla sonuçlanıyor.
Bu analiz enflasyonun neden şimdi düştüğünü de açıklamayı kolaylaştırıyor. Yerimiz kalmadığına göre devamı Salı günü...
Askeri darbeler ve enflasyon
Enflasyon analizini sürdürüyor
Haberin Devamı

