Üniversitelerde gerçekleştirdiğimiz Ekodi-yalog programlan bizler için çok yararlı oluyor. Öğrencilerin sorulan hangi konuların toplumun gündeminde öne geçtiğini gösteriyor. Türkiye'nin farklı köşelerinde vatandaşın nabzını tutma fırsatını buluyoruz.
Yılbaşından önce Nazilli'de Adnan Menderes Üniversitesi'ne gittik. 2004 yılı asgari ücret düzeyinin belirlendiği günlerdi. Başbakan'ın enflasyonun üstünde bir zam arzuladığı biliniyordu. Kamuoyu zam oranını tartışıyordu. Bir öğrenci "Sizce asgari ücret ne olmalı?" diye sordu. Başkan benim cevaplamamı istedi. "Gönlüm 1 milyar, hatta 2 milyar istiyor" diyerek başladım. Farklı seçenekleri ve sonuçlarını anlatmaya çalıştım.
Ekonomi ve siyaset
Piyasa mekanizmasının iç işleyişi gelir dağılımını bozabiliyor. Piyasa mutlaka kötü bir gelir dağılımına yol açar diyemeyiz. Ama bu ihtimalin yüksek olduğunu kabul etmek zorundayız. Özellikle ilk dönemlerinde az çok her yerde piyasa ekonomisi ve bozuk gelir dağılımları eşanlı ortaya çıkmıştı. Doğallıkla, toplumlar şu ya da bu şekilde gelir dağılımını düzeltmek için emek piyasalarına müdahale etme yolunu seçtiler.
Dar kapsamı ile bakınca ücret ekonomideki çok sayıda fiyattan biridir. Emek arzı ve talebi tarafından belirlenir. Arz talepten çoksa ücret düşük kalır. Talep arzdan hızlı artarsa ücret yükselir. Yani ücret haddi emek arz ve talebi arasındaki dengeyi tesis eder.
Geniş anlamı ile bakınca ücret herhangi bir fiyat değildir. Sanayi toplumunda çoğunluğu oluşturan çalışan kesimlerin refah düzeyi bire bir ücret düzeyine bağlıdır. Ücret düzeyi kaçınılmaz olarak toplumsal ve siyasi dengeleri de etkiler.
Bu nedenle hükümetler ücret düzeyinin belirlenmesini sadece piyasaya bırakmazlar. Gelir dağılımı daima ve her yerde siyasetin özünü oluşturan toplumsal çatışma alanlarından biridir. Başka türlü olamaz. Olması düşünülemez.
Popülizm ve sosyal adalet
Dolayısı ile asgari ücret düzeyi ya da emekli maaşları ekonomik tahditler kadar siyasi tercihleri yansıtır. Aynı verimlilik ve kişi başına gelir düzeyindeki iki toplumdan birinde hem asgari ücret hem de emekli maaşı diğerinden daha yüksek olabilir. Sosyal demokrat politikalar bu yöntemle AB ülkelerinde gelir dağılımını düzeltmiştir.
Türkiye'nin geçmişte yaşadığı ve tekrarından korkulan olay başkadır. Hükümetler bütçeye gerekli kaynakları bulmadan asgari ücrete ya da emekli maaşlarına zam yapmışlardır. Bunun adı popülizmdir. Yüksek enflasyon ve borç tuzağı popülizmin doğal sonucudur.
Kendi hesabıma, Erdoğan hükümetinin asgari ücretle çalışanların ve emeklilerin maddi durumlarını iyileştirici tedbirler almasını destekliyorum. Bu siyasi tercihe saygı duyuyorum. Ayrıca enflasyonla mücadele programının toplum nezdinde kabul görmesini kolaylaştıracağı kanısındayım.
Bu desteğin koşulu bütçe disiplininin sürmesidir.
Faizdışı fazla hedefi tutturulduğu sürece asgari ücrete ve emekli maaşlarına yapılan yüksek zamların ekonomiyi olumsuz etkisi sınırlı kalır. Yani toplumsal yararları ekonomik maliyetlerini fazlası ile telafi eder.
Asgari ücretin düşündürdükleri
Üniversitelerde gerçekleştirdi
Haberin Devamı

