Asaf Savaş Akat

Asaf Savaş Akat

akatas@bilgi.edu.tr

Amerika'da siyasi kutuplaşma

Paul Krugman'ın söylediklerini

Haberin Devamı

Paul Krugman'ın söylediklerini değerlendirmeye devam ediyoruz. ABD için çizdiği karamsar tabloyu geçen yazımda şöyle özetlemiştim: "Bütçe ve kamu borcu sorunlarının ağırlaşacağını, doların değer kaybedeceğini, büyümenin durabileceğini söylüyor".

Konuşmanın karamsarlık dozu dinleyicilerin önemli bölümünü şaşırttı. Bunu gazetelerdeki haber ve yorumlarda görebiliyoruz. Aslında iktisatçının analizi sık sık kamuoyundaki yaygın görüşlerle çelişir. Türkiye'de böyle durumlara rastlıyoruz.

Kamuoyu ABD'ye bakınca ne görüyor? İnanılmaz bir askeri, siyasi ve ekonomik güç temerküzü. Dünyanın ve belki tarihin tek rakipsiz süper gücü. Sovyetler Birliği'ni siyasi olarak çökertmiş. AB ve Japonya'yı ekonomik olarak dize getirmiş.

Sonra Krugman geliyor. Herkesin gıpta ile baktığı ABD ekonomisini yerden yere vuruyor. ABD'ye neredeyse dünyanın hasta adamı muamelesi yapıyor. Bu hikayenin çok kötü biteceğini öngörüyor.

ABD'de siyaset
Krugman'ı anlamak için Amerikan siyasetindeki gelişmelere bakmak gerekiyor. Maalesef Türkiye'de ABD monolitik bir siyasi-ekonomik-askeri bütün şeklinde algılanır. ABD'nin hem karşıtları hem yandaşları iyi kurgulanmış ve tikır tıkır işleyen bir yapı tahayyül ederler.

Gerçek çok farklıdır. Tüm diğer demokrasiler gibi, ABD de kendi içinde siyaseten birbirine zıt görüşlere sahip kamplara bölünmüştür. Üstelik bu bölünme yeni bir siyasi olgu değildir. Hep vardır. Hep olacaktır.

ABD siyaseti iki büyük partide örgütlenmiştir: Cumhuriyetçi Parti ve Demokrat Parti. Genel hatları ile ilki kendine muhafazakar diyen sağı, ikincisi kendisine ilerici diyen solu temsil eder. Bu noktada ABD'de ilericilere "liberal" dendiğini de belirtelim.

Büyük Buhran'da (1932'de) Başkan Roosevelt demokratlara uzun sürecek bir iktidarın yolunu açtı. Daha sonraki elli yılda birbiri ardına gelen ilerici yönetimler bugünkü Amerikan refah devletini inşa etti.

Ancak, muhafazakarlar refah devletini hiçbir zaman içlerine sindirmediler. Petrol fiyatlarındaki artış ve İran devriminin yarattığı çalkantı karşısında demokratlar yalpaladı. 1980'de Reagan'la yeni bir muhafazakar dalga başladı.

Büyük bölünme
Demokrat Başkan Clinton ilericileri umutlandırdı. Ne var ki, Clinton partisinin eski pozisyonlarına sahip çıkmadı. Özellikle maliye ve para politikalarında muhafazakarlarla uzlaştı. Ona rağmen demokratlar bir yeni muhafazakar olan Bush'un başkan seçilmesini engelleyemediler.

Şu anda ABD bana bizdeki laik-İslamcı karşıtlığını anımsatan bir kutuplaşma yaşıyor. İki taraf da birbirine tahammül edemiyor.

Birbirine "şeytan", "faşist", vs. ağır hakaretler ediyor. Her geçen gün kamplaşma daha da sertleşiyor.

Paul Krugman bu bölünmenin ilerici kanadında yer alıyor. Karamsarlığının geri planında iktisat politikalarını aşan bir boyut var. Yükselen muhafazakarlık karşısında ilerici kesimin çaresizliğini yansıtıyor. Siyaset ABD'de bile iktisatçının analizine damgasını vurabiliyor.

DİĞER YENİ YAZILAR