Kendi çapımda bir küçük gelenek oluşturdum. Türkiye'yi AB'ye taşıyan meşakkatli yolda aşılan her engeli bir yazı ile kayda geçiriyorum. Fırsattan istifade tavrımı ve tercihlerimi açıklıyorum.
Türklerin Avrupa macerası Osmanlı akıncılarının 14. yüzyılda Çanakkale Boğazı'nın öbür yakasına ulaşması ile başladı. Sonraki yedi yüzyıl hareketli geçti. 1923'te Avrupa'da bir ayağımızı zar zor tutabildik. Ama hep kıtanın içinde kaldık.
Doğrusu 1963'te ortak pazarla imzalanan ilk anlaşma belleğimde net değil. O günlerde genç, ilerici ve şık olmanın önkoşulu demokrasiye ve açık ekonomiye karşı çıkmak, askeri yönetimi ve kapalı ekonomiyi savunmaktı.
12 Mart 1971 darbesi dünyaya bakışımı değiştirdi. 1973 seçimlerine gelindiğinde Türkiye'nin Avrupa ile ekonomik ve siyasi bütünleşmesini desteklemeye başlamıştım. Böbürlenmek gibi olacak ama, 40 yıllık Avrupa yanlısıyım.
Uzun dönemli eğilimler
AB'de iki üst nihai yürütme organı var. Komisyon bürokratik bir kurum ve doğrudan AB'yi temsil ediyor. Üstünde üye ülkelerin bakan düzeyinde temsil edildiği Konsey yer alıyor. Dün Komisyon Konsey'e Türkiye ile tam üyelik müzakerelerinin başlamasını tavsiye etti. Türkiye'nin Avrupa yolunda attığı en büyük ve en önemli adımdır. Konseyin bu tavsiyeye uyması halinde tam üyeliğe ulaşmak esas itibariyle Türkiye'nin kendi iradesine kalacaktır.
Bu gelişmeler beni şaşırttı mı? Hayır. Analizimi okuyucularımla paylaşmıştım. Türkiye'nin uzun dönemli eğilimlerinin AB'ye tam üyeliği gerektirdiğini düşünüyordum. Kısa dönemli çalkantıların uzun dönem eğilimini değiştirmeyeceğine inanıyordum.
Borsa endeksi her gün ya aşağı ya da yukarı oynar. Günlük volatilitesi yüksektir. Ama yıllık bakınca eğilimler belirginlik kazanır. Toplum için de öyledir. Kısa dönemli siyasi, ekonomik, vs. volatilitenin gerisinde daima uzun vadeli eğilimler mevcuttur.
AB üyeliği Türkiye'nin son iki yüzyıllık gelişme eğiliminin bir parçasıdır. 19. yüzyıl başında Osmanlı devleti tarafından girişilen reform çabasını adeta kaçınılmaz bir sonucudur.
Biz kazandık
Hem Türkiye'de hem AB ülkelerinde AB üyeliğine karşı çıkanlar bütün güçlerini üyeliği engellemek için seferber ediyorlar. Nihai karar günü yaklaştıkça saldırganlıkları artıyor. Bundan sonra tavır değiştirmeyecekler. Tam tersine daha da kararlı olacaklar.
Şu ana kadar başansızlar. Dışarıda ve içeride Türkiye'nin AB üyesi olmasına karşı kesimler bir kez daha mağlup. Türkiye'nin AB üyesi olmasını isteyenler bir kez daha galip. Mutluyum çünkü bu raundu da biz kazandık.
Türkiye'nin AB'ye tam üyelik için gerekli özelliklerin tümüne çok kısa sürede sahip olacağına inanıyorum. Türkiye'nin demokrasiye ve uygarlığa doğru yürüyüşü bundan sonra daha da hızlanarak devam edecektir.
AB'ye bir adım daha yakın
Kendi çapımda bir küçük gelene
Haberin Devamı

