Asaf Savaş Akat

Asaf Savaş Akat

akatas@bilgi.edu.tr

ABD haberleri

Haberin Devamı

Ocak bütçe sonuçları Çarşamba sabahı açıklandı. Hazine’nin daha önce yayınladığı nakit verilerinden manzarayı zaten görmüştük. Özetle, gelir sabit kalırken harcama artışı devam edince bütçe açığı son dönemde unutulan düzeylere tırmanmıştı.

Bütçe dengesinde sert bozulma medyanın şu günlerdeki popüler tabiri ile tam bir “şok” yarattı. Başta iktisatçılar, seçkinlerin bilincinde önemli yer tutan “popülizm korkusu” hemen başını kaldırdı.

Haksız mı? Sütten ağzı yanan yoğurdu üfleyerek yermiş. Türkiye insanı sorumsuz maliye politikalarının ekonomide yol açabileceği hasarları yaşayarak öğrendi. Eski kabusları yeniden görmek istememesi doğaldır.

Ancak, bu kez işler karışık. Rahmetli babamın sevdiği bir özdeyişi hatırlatıyor. “Her gördüğün sakallıyı baban zannetme” derdi. Bence tam oturuyor. Bir: Her bütçe açığı ille popülizm değildir. İki: Bazen bütçe açığı hem gerekli hem yararlıdır.

Türkiye’nin uygulaması gereken iktisat politikalarına şu anda girmeyeceğim. IMF işi netlik kazansın, o arada gidişatın vahameti iyice ortaya çıksın diye bekliyorum. Ne düşündüğümün satır aralarında kolayca okunduğunu sanıyorum.

Bütçe paketi

Zaten esas önemli olaylar dışarıda, özellikle ABD’de cereyan ediyor. Başkan Obama önceliği ekonomiye verdi. Ekibi ile birlikte içiçe iki soruna çözüm getirmeye çabalıyor. Biri karaya oturan mali kesimi yeniden yüzdürmektir. Diğeri özel kesim talebindeki düşüşün tetiklediği küçülme kısır döngüsünü kırmaktır.

İlk bakışta ikincisi nisbeten daha kolay duruyor. Türkiye’den farklı olarak, çözüm konusunda kamuoyunda fikir birliği var. Faizler sıfırlandı. Geriye harcama artışı ve vergi indirimleri yolu ile bütçeyi gevşetmek kalıyor.

Ama şeytanın ayrıntılarda gizli olduğunu unutmamak gerekiyor. Canlandırma paketinin içine girince çelişkiler hemen beliriyor. Pakette vergi ve harcama dağılımı nasıl olacak? Vergi ve harcamada kimin öncelikleri gözetilecek?

Lafı uzatmayalım. Başkan-Kongre-Siyasi Partiler üçgeninde bir arayol bulundu. Geçen paketin bütçeye 800 milyar dolar civarında ek yük getireceği hesaplanıyor. Canlandırma tedbirlerinin milli gelire oranı yüzde 5’in üstünde çıkıyor.

Faturayı kim ödeyecek?

Buna karşılık ilki çok sorunludur. Mali sistemin kurtarılması kamuoyunda ilk günden itibaren ciddi kutuplaşma yarattı. Yaşananlar bu durumu değiştirmedi. Hâlâ zıt görüşler arasında gerginlik sürüyor.

Olay biliniyor. Mali kesimin özkaynakları batırılan kredileri karşılamaya yetmiyor. Batığı kamu yüklenmediği takdirde kredi kanalının çalışabilmesi mümkün durmuyor. Ancak vatandaş mali kesimin kurtarılmasına soğuk bakıyor.

Beş ay önce bu sütunda sorduk: “Fatura vergi mükellefine mi?” (21/2008). Vatandaş-mali kesim bilek güreşinin kolay bitmeyeceğini sonucuna vardık. Aynen öyle oldu. Üstüne teknik zorluklar geldi. Mali kesimin zararları bir türlü kamulaştırılamadı.

Obama yönetimi de bunu beceremedi. Eylül’de New York borsa endeksi (DowJones) 10.000’lerde seyrediyordu. Cuma günü, çıkan yeni pakete rağmen 8.000’i aşmak için debeleniyordu. ABD bu işi bilmiyor. Gitsinler IMF’e, bütün sorunları çözülür...

DİĞER YENİ YAZILAR