Aralık ortasında toplanan AB Bakanlar Konseyi nihai kararı verecektir. Komisyonun tavsiyesine uymasını bekliyoruz. 2005 yılı içinde Türkiye'nin tam üyeliği için taraflar müzakere masasına oturacaklardır.
AB ile üyelik müzakerelerinin başlaması Türkiye ekonomisini nasıl etkiler? Doğal olarak mali piyasalar bu konu ile çok yakından ilgileniyor. Çeşitli senaryolar yazılıyor. Spekülasyonlar yapılıyor.
Toplumsal olayların analizinde içsel dinamiklerle dışsal dinamiklerin etkilerini ayırt etmek daima zor olmuştur. Örneğin komplo teorileri tüm gelişmeleri dış etkenlerle açıklamayı çok sever. Mali piyasa analistlerinde de benzer eğilimler gözlenebilir.
Türkiye'nin özel durumu
Durum tespiti ile başlayalım. AB'nin halen 25 tam üyesi ve 3 aday üyesi var. Bunlardan 6 ilk kurucu üyeyi bir kenara koyalım. Geri kalan 22 tam ve aday üye ile Türkiye arasındaki çok önemli bir farkı belirtelim.
Sonradan katılan 22 ülke için ekonomik entegrasyon üyelik sürecinden sonra başladı. Gümrük Birliği üyelikle eş anlı yürüdü. Yani Gümrük Birliği ancak üyelikle birlikte mümkün oldu.
Türkiye'de çok farklı bir mekanizma işledi. 1996'da Gümrük Birliği devreye girdi. 2005'te üyelik müzakereleri başlıyor. Tam üyelik ise 2015'e, belki daha da sonraya sarktı. Yani Türkiye'nin tek pazara entegrasyonu üyelikten 20 yıl önce gerçekleşti.
Bu istisnai durum AB karşıtları tarafından çok eleştirildi. Bir tür "onlar ortak biz pazar" söylemine malzeme oluşturdu. Türkiye'nin Gümrük Birliği'nden çok zararlı çıktığı iddia edildi. Farklı düşündüğümü daha önce sayılarla anlatmıştım. Gümrük Birliği zaten işlediğine göre ekonomik açıdan üyeliğin katkısı ne olabilir? Üyelik Gümrük Birliği'ni geri dönülmez hale getirecektir. Çünkü üye olmadığı takdirde Türkiye'nin Gümrük Birliği'nden çıkma ihtimali vardır. Hatta yüksektir.
İstikrar ve büyüme
Tam üyelik Türkiye'nin kalıcı ve tersinmez şekilde Avrupa ile bütünleşmesi anlamına gelmektedir. Gidilecek yer, varılacak nokta bellidir. Orada keyfi yönetim, popülist maceralar, hukukdışı davranışlar, kapalı ekonomi vs. yoktur.
Üyelik sürecinin Türkiye ekonomisine olumlu katkısı gelecekle ilgili belirsizliğin azalmasından geçmektedir. Özellikle bazı konulardaki somut etkisini vurgulamak istiyorum.
Bir: Risk primi düşer. Kamunun faiz yükü geriler. Kamu borcunun çevrilmesi kolaylaşır. İki: Sermaye kaçağı önce durur. Sonra tersine döner. Yurt dışındaki atıl kaynaklar ekonomiye katkı yapar. Üç: Yabancı sermaye yatırımları artar. Yeni teknoloji ve ihracat olanakları yaratılır.
AB üyeliği perspektifi bir yandan siyasi ve ekonomik istikrar, diğer yandan reform hamlesinin devam etmesi demektir. Böylece son dönemdeki çabalarla zaten artan ortalama büyüme hızını daha da yükseltecektir.
Velhasıl AB'nin ekonomiye izdüşümü orta dönemde büyümenin hızlanmasıdır.
AB üyeliği ve ekonomi
Aralık ortasında toplanan AB B
Haberin Devamı

