Asaf Savaş Akat

Asaf Savaş Akat

akatas@bilgi.edu.tr

AB ile cari denge

Kıbrıs seçimleri için gün sayı

Haberin Devamı

Kıbrıs seçimleri için gün sayılıyor. Seçim sonuçlarının Türkiye'nin AB'ye tam üyelik süreci açısından önemi biliniyor. Annan Planı üzerinden müzakerelerin başlamasından yana olduğumu daha önce açıklamıştım. Hâlâ o kanıdayım.

Kıbrıs'ta çözümsüzlüğü savunanlardan bir bölümünün amacı Türkiye'nin AB üyeliğini engellemektir. Bunu zaten doğrudan ya da dolaylı ifade ediyorlar. Toplum AB üyeliğini benimsediği için bu yönteme başvuruyorlar.

Ancak, son günlerde doğrudan AB-karşıtı söylemin tonunu yükselttiler. Şu ya da bu şekilde, Türkiye'nin AB ile gümrük birliğinden zararlı çıktığı söyleniyor. AB'den ithalatın artışı yada AB ile dış ticaret açığı kanıt olarak gösteriliyor.

Bu yazı dizisini kamuoyunu AB ile ticaret ve açık konularında aydınlatmak için kaleme aldım. Önce AB ile dış ticaret açığımıza baktım. İhracatın ithalatı karşılama oranının yükseldiğini gösterdim. Sonra esas dış açığı verdiğimiz ülkeleri gösterdim. Bugün AB ile cari işlemler dengesi verilerini gözden geçireceğim.

Veriler
Ekonominin dış dünya ile döviz giriş ve çıkışları ödemeler dengesinde gösteriliyor. Cari işlemler dengesi döviz gelir ve giderlerini özetliyor. Geri kalanı sermaye hesabında ele alınıyor.

Cari işlemler dengesinin dört önemli alt kalemi var. Bir: mal ihracat ve ithalatını kapsayan dış ticaret dengesi. İki: turizm, nakliye vs. hizmet ihracat ve ithalatını kapsayan hizmetler dengesi. Üç: faiz ve kârı kapsayan yatırım gelirleri dengesi. Dört: işçi dövizlerinin yer aldığı karşılıksız transferler. Toplamı görünmeyen gelirleri oluşturuyor.

Dış ticaretten farklı olarak, görünmeyen gelir ve giderler ülke bazında yayınlanmıyor. Ama başka göstergelere bakarak AB'nin payını hesaplayabiliyoruz. Örneğin turist sayısında AB üyelerinin payı hizmet gelirleri için bir fikir veriyor.

Gazetedeki tabloda bulgularımız yer alıyor. Hizmet gelirlerinde AB'nin payını yüzde 70, yatırım gelirlerinde yüzde 50, işçi dövizlerinde yüzde 90 aldık. Bana üçü de gerçekçi geliyor. Gümrük Birliği öncesi yılı (1995) 2000 sonrası ile karşılaştırıyoruz. Doğallıkla 2003 yılı için yayınlanan Ocak-Eylül verilerini kullanıyoruz. Son olarak, parite hareketlerinden kurtulmak için hesap birimi olarak euroyu kullandığımızı belirtelim.

Anlamı
Bence manzara çok açıktır. 1995'ten 2000'e, Türkiye'nin dış açığı artarken AB ile açığı da büyümüştür. Ancak AB dışına kıyasla daha az büyümüştür. 2001'den bu yana ise AB ile dış dengede fazla vardır. AB dışı ile dış açık sürmektedir.

Bazı noktalara dikkat çekelim. Birincisi, son iki yılda temel sorun dış ticaret açığı değildir. Hizmet gelirlerinde ve işçi dövizlerinde görülen büyük düşüştür. İkincisi, özellikle bu yıl büyük önem kazanan "net hata noksan" hesaplarda yoktur.

DİĞER YENİ YAZILAR