2002'nin sonuna geldik. Her yılın son iki yazısında geride kalan on iki ayı değerlendirmeye çalışırız. Beklenti ve tahminlerimizin ne ölçüde gerçekleştiğine bakarız. Sapmaların nedenlerine anlamaya çalışırız.
2001 kelimenin tam anlamı ile çok kötü geçmişti. Şubat krizi sonrasında TL'nin dalgalanmaya bırakılması ekonomide ciddi hasar yaptı. Dolayısı ile Türkiye 2002'ye morali bozuk girdi. Beklentiler karamsardı. Özgüven duygusu zedelenmişti.
Halbuki 2002 kelimenin tam anlamı ile sürprizler yılı oldu. Aslında heyecanlı bir yıl da diyebiliriz. Sık sık sinirler gerildi. Bazen felâket senaryoları yazıldı. Ama sonuçta korkulanlar gerçekleşmedi.
Beklenmeyen seçim
2002'de benim en beklemediğim olay neydi? Bir süre iki aday arasında tereddüt ettim. Biri 3 Ağustos'ta AB uyum yasalarının çıkmasıdır. Diğeri de Ecevit hükümetinin 3 Kasım'da erken seçim kararı almasıdır. Sonunda ikincisinde karar kıldım.
Yılbaşında tahminlerimi açıklarken seçim tarihi olarak 2003 sonbaharını vermiştim. Belki 2003 ilkbaharına alınabilirdi. Ama 2002'de seçim bence çok düşük bir ihtimaldi. Bu tahminin gerisindeki analiz ise basitti.
Hükümet ortağı partilerin rasyonel davranacaklarını varsaymıştım. Ekonomik krizin izleri toplumun hafızasında taze iken yapılacak bir seçimden iktidarın büyük bir yenilgi ile çıkacağı çok açıktı. Demek ki şu ya da bu şekilde erken seçime gitmeyeceklerdi.
Ama gittiler. Bir iktidarın böylesine göz göre göre toplu intiharı seçtiği bir başka örnek bilmiyorum. Üç iktidar partisi de barajın altında kaldı. Uzun dönemde varolabilme ihtimalleri tartışılır hale geldi.
3 Kasım seçimleri yakın dönem siyasi tarihin en ilginç olaylarından biridir. Meclis'de erken seçim için oy kullanan partilerden sadece biri Meclis'e geri döndü. Geri kalanı seçmen tarafından tasfiye edildi. Çiller, Yılmaz, Ecevit, Kutan, Erbakan ve belki Bahçeli siyasi yaşamdan çekilmek zorunda kaldı.
Bu yılın olayı 3 Kasım seçimleridir. Türkiye'nin siyasi haritasında büyük değişikliklere yol açmıştır. Esas sonuçlarının zaman geçtikçe daha da belirgin hale geleceğini düşünüyorum.
AB'ye doğru
Siyasetle devam edelim. 2002 AB ilişkileri açısından anahtar bir yıl olmuştur. En büyük sürpriz erken seçim kararının alınmasından sonra AB uyum yasalarının Meclis'ten geçmesidir. Türkiye'nin daima şaşırtıcı bir ülke olduğunun çok güzel bir kanıtıdır.
AB'ye üyelik sürecinin benim için çok önemli bir başka boyutu var. Seçimin AB üyeliği için bir referanduma dönüşeceğini öngörmüştüm. Nitekim barajı geçen iki parti de seçim kampanyasında AB üyeliğini destekledi. Vatandaş AB'den yana oy kullandı.
Yılın son güzel sürprizi AKP'nin ve özellikle Erdoğan'ın Kopenhag zirvesi öncesindeki enerjik tutumu oldu. Laik kesimler bunu hiç beklemiyordu. Sivil toplumun da AB davasını büyük bir coşku ile sahiplenmesi gelecek için son derece olumlu bir işaretti.
Salı günü 2002'de ekonominin nasıl seyrettiğini değerlendireceğim.
2002'yi değerlendiriyoruz (1)
2002'nin sonuna geldik. Her yı
Haberin Devamı

