Kendime ait bir köşede ilk yazım 28 Şubat 1994'de Sabah Gazetesi'nde yayınlandı. Ondan önce gazetelerde çıkan tek tuk yazılar vardı. Yani geçen hafta köşe yazarlığında 10'uncu yılımı doldurmuş oldum.
Sayılara merakım biliniyor. On yılda tam tamına 1070 yazım yayınlanmış. Yıllık ortalaması 107, haftalık ortalaması 2,06 ediyor. Sabah'ta haftada iki yazıyordum. VATAN'da haftada üçe çıkardım. 10 yıllık emek, normal A4 kağıdı ile 1.522 sayfaya basılıyor. 23 bin paragraf, 75 bin satır, 524 bin kelime, 3,5 milyon harf, 4 milyon vuruşa tekabül ediyor. 10 parmak daktilo yazan biri için dakikada hatasız 280 vuruş (7 vuruşluk 40 kelime) hızı ile 14.285 dakika ya da 238 saat gerektiriyor.
Doğrudan yazma eylemi işin en kolay kısmıdır. Esas zaman dolaylı olarak, konuları kafada oluşturmaya gider. Ölçmesi çok zordur. Sanırım son 10 yılda haftalık mesaimin en az beş-altı saatinin köşe yazılarına gittiğini söyleyebilirim.
"Sıfır enflasyon istiyorum"
Fırsattan istifade 10 yıllık dönemi şöyle bir gözden geçirdim. İşlediğim temalara baktım. En önemlisini aradım. 10 yıllık çabaya damgasını vuran temayı bulmaya çalıştım. Bir tanesi derhal öne çıktı. Başlığı ilk kez 19 Haziran 1994'de atmışım. Bir yıl sonra, 15 Mayıs 1995'te tekrarlamışım. 8 Eylül 1996'de geri dönmüşüm. 20 Temmuz 1997'de gene başlığı taşımışım. Yüzlerce yazımın içinde kullanmışım. 19 Haziran 1994 tarihli yazıdan bir alıntı yapmak istiyorum.
"İktisat bilimi, akıl, mantık, sağduyu, hepsi aynı yöne işaret ediyor. Gün enflasyonu durdurma günüdür. Fiyat istikrarına kalıcı bir şekilde ulaşma günüdür. Ya büyüme? Ya işsizlik? Ya gelir dağılımı? Bunların çok önemli sorular olduğunu kabul ediyorum. Ama, yaşadığımız bunalıma, 'enflasyonu boşverelim, büyüme daha önemlidir' diye diye gelmedik mi? Hedeflerin sıralaması, hiyerarşisi önem kazanıyor. Büyüme, işsizlik, gelir dağılımı gibi sorunlara ancak ve ancak fiyat istikrarı sağlandıktan sonra çözüm getirilebileceği konusunda en ufak bir tereddüdüm yok.
Enflasyonun sıfırlanması talebi toplumdan gelmeli. Toplum istemezse, siyasetçi de vermez. Onun için sesimizi yükseltmemiz gerekiyor. Hepinizi Ankara'dan duyulacak kadar güçlü ve kararlı bir şekilde bağırmaya çağırıyorum. Sıfır enflasyon istiyorum... Sıfır enflasyon istiyorum... Sıfır enflasyon istiyorum..."
Minnettarım
Akademisyenler için gazetede yazmanın ek sorunları vardır. Akademik dünyanın söylemi soyut, kullandığı analizler karmaşıktır. Gazete okuyucusu ise somut sorunlara yalın ve anlaşılabilir çözümler ister. Doğrusu ya, bu köprüyü kurmak hiç de kolay olmadı. Öncelikle acemilik döneminin zor üslubuna tahammül eden en eski okuyucularıma sabırlarından dolayı teşekkür etmek istiyorum. Onlar sayesinde bugünleri görebildim. Yoksa köşe yazarlığı kariyerim çabuk bitebilirdi. 10 yıl boyunca yazılarımı okuyan, mektup, e-mail, faks ve telefonla yazdıklarıma tepki gösteren tüm okuyucularıma minnettarım. Tüm eksik ve hatalarım için hepinizden özür dilerim. İlginizi hak etmek için bundan sonra daha çok çaba göstermeye söz veriyorum.
10 yıl bilançosu
Kendime ait bir köşede ilk yaz
Haberin Devamı

