Yine bir Para Kurulu Toplantısı arifesinde...

İyi ki Merkez Bankası faiz indirimlerini ağırdan alıyor da ben de en azından ayda birkaç gün konu bulmakta zorlanmıyorum

Haberin Devamı



İyi ki Merkez Bankası faiz indirimlerini ağırdan alıyor da ben de en azından ayda birkaç gün konu bulmakta zorlanmıyorum.
MB'nın indirimleri ağırdan almasından sadece ben değil, bankalar da memnun. Böylelikle "oyun" daha da uzuyor.

Merkez Bankası faizleri bir anda 3-5 puan (300-500 baz puan) indirse, faizlerin genel seviyesi de indirim seviyesine kadar gerileyecek.

Hal böyle olunca da elinde bono portföyü bulunan bankalar tüm kârı bir defada yazacaklar ancak ondan sonra arkası gelmeyecekti.

MB faizleri fasılalarla kademeli olarak indirdiğinden hemen hemen her ay faizler en azından bir kez olsun MB faizlerine dokunuyor ve bir sebepten dolayı daha yukarı gidiyor.

Bu da alım satımdan para kazanan özellikle bankaların hazine bölümleri için bulunmaz fırsat. 'Oyunun' böyle devam edeceğini varsayan piyasa katılımcılarının da birçoğu yarın yapılacak PPK toplantısından 25 baz puanlık bir faiz indirimi bekliyor.

Azınlıkta kalan bir kesim de petrol fiyatları, IMF'in gözden geçirme için ön şart olarak koyduğu sosyal güvenlik ve gelir idaresi yasalarının meclisten geçmemiş olması nedeniyle MB'nın faizlerde bir indirime gitmeyeceğini varsayıyor.

Bu grup aynı zamanda MB'nın; gelecek yılın yüzde 5 olan enflasyon hedefinin tutturulabilmesi için; talebi kontrol altında tutabilmek amacıyla faizlerde bir indirime gitmeyebilece-ğini düşünüyor.

Daha önceki yazılarımda da defalarca değindiğim üzere ben daha hızlı radikal faiz indirimlerinden yanayım.
Sanırım ekonomi basınında bu fikri savunan bir de Ege Cansen var.

Dünkü yazımda da belirtmiş olduğum gibi aslında şu anda yapılmakta olan faiz indirimleri aslında "gecikmiş" faiz indirimleri.
Bu gecikmelerden dolayı biz kurlarda ve dolayısla cari açıkta bu noktalara geldik.

Fark nasıl kapanacak?
Bir başka noktayı daha hatırlatmak istiyorum.
Varsayalım ki bu yıl Hazine'nin ortalama borçlanma faizleri yüzde 16, enflasyon yüzde 8, büyüme de yüzde 5 olarak gerçekleşecek.
Ve yine varsayalım ki vergi tabanı genişletilemedi ve ek yeni vergi konulmadı, yani "reci vergi artışı" sağlanamadı.
Bu durumda önümüzdeki yıl vergi gelirleri büyümeyle birlikte yüzde 13.4 artacaktır.

Peki aradaki fark nasıl kapatılacak?
Ya bütçe açığı vereceğiz ve bu da yine faizler üzerinde baskı oluşturacak, ya IMF ile 'faiz dışı fazla' pazarlığı yapılacak ya da kemer sıkmaya devam edeceğiz.
Diğer yandan MB fazilerde radikal bir indirime gitse dahi kurlarda büyük ihtimalle ciddi bir reaksiyon görmeyebiliriz.

Elinde bono pozisyonu taşıyan yabancıların bir kısmı daha fazla gidecek bir yer kalmadı düşüncesiyle pozisyonlarını kapatıp çıkabilir. Ancak çoğunluğu, var olan pozisyonlarını (tabii ki işler şimdiki gibi normal seyrinde gittiği varsayımıyla) devam ettirecektir. Zira 2-3 puanlık bir indirime rağmen Türk piyasaları hâlâ daha "iki rakamlı" getirilen sunmaya devam edecektir.

Yerli katılımcılar da zaten bu "oyunu" terk edemeyeceklerinden dolayı devam edeceklerdir.
Döviz üzerindeki en önemli etki yeni girişlerin yani döviz arzının daha az olması şeklinde ortaya çıkacaktır ki bu da MB'nın daha az "müdahale" etmesini gerektirecektir.

DİĞER YENİ YAZILAR