Söz Merkez Bankası'nda!

Para Politikası Kurulu'nun bu ayki toplantısı da geldi çattı. FED faizlerinden sonra iç piyasayı yakından ilgilendiren bu toplantıdan piyasaların beklentisi 50 baz puanlık bir indirim

Haberin Devamı

Para Politikası Kurulu'nun bu ayki toplantısı da geldi çattı. FED faizlerinden sonra iç piyasayı yakından ilgilendiren bu toplantıdan piyasaların beklentisi 50 baz puanlık bir indirim.

Mart ayındaki toplantı öncesinde de bu konuda birkaç yazı yazmış ve Merkez Bankası'nın cesur faiz indirimleri yapması gerektiğine değinmiştim. Ancak gerek IMF anlaşmasının uzaması, gerekse de petrol fiyatlarındaki hızlı hareketler nedeniyle MB yine "ölçülü" indirimlerini sürdürmüştü.

Faizlerin 2002 yılından bu yana daha hızlı indirilmiş (Körfez savaşı dönemi hariç - belki de yükseltilmeliydi o dönem) olması gerektiğine inandığımdan, önümüzdeki dönemde bu gecikmenin kapanması için hızlı indirimin daha doğru olduğuna inanıyorum. Şartlar artık Türkiye'nin lehine. Evet önümüzde Apo'nun yeniden yargılanması ve Fransa'daki referandum var. Ancak MB özellikle takip ettiği enflasyonist beklentiler cephesinde iyimserlik sürüyor.

Bu iyimserliğin yanı sıra MB araştırma bölümünden Hakan Kara ve Fatih Öğünç tarafından yapılan ve dörtbuçuk yılı kapsayan döviz kurlarının enflasyona etkisi üzerine bir araştırma MB internet sitesinde yayınlandı. Araştırma; döviz kurlarının ve ithalat fiyatlarının enflasyon dinamikleri üzerinde önemli etkileri olduğunu, ancak kurlardaki değişimlerin enflasyona yansımasının dalgalı kur rejiminde çok daha uzun zaman aldığını ortaya koymakta. Buradaki istisna Kamu imalat endekslerinin 'şaşırtıcı!' şekilde aynı kalması.

Aşağıdaki tabloda dalgalı kur öncesi ve dalgalı kur rejimi sonrasında kurlardaki değişimlerin % 80'nin ilgili enflasyon endekslerine yansıma süreleri ay bazında yer alıyor. Kamunun kurlardaki değişimi hemen fiyatlara yansıtıyor olmasına karşın özellikle tüketici enflasyonuna yansıması 4 ayda neredeyse bir yılın üzerine çıkmış durumda. Bu değişimlerde enflasyon hedeflemesi ve özellikle dalgalı kur rejiminin kurların enflasyon üzerindeki geçişme etkisini azaltmış olması araştırmada vurgulanıyor.

Kamu dışında sürelerin uzamasında tüketici talebininde azalmasının payı olduğu düşünülebilir. Zira kriz sonrasında neredeyse patlayan talebin artık son bulduğu ve hatta daralmaya başladığı başta otomobil satışlarından gözlenebiliyor.

PPK toplantısının ve faiz kararının Hazine ihalelerinin öncesine gelmesi de ilginç bir rastlantı.

MB faizlerinin Hazine faizleri üzerinde direkt bir etkisi olduğunu düşünmüyorum. Uluslararası gelişmeler MB faizi ne olursa olsun farklı hareket edebiliyor. Ancak MB faizinin de taban tespiti açısından çok büyük bir öneme sahip olduğu da yadsınamaz.

Bu arada Türkiye'nin uluslararası piyasalardaki en önemli rakibi durumundaki Brezilya'da enflasyonla mücadele için oradaki Merkez Bankası faizleri arttırıyor.

Doğal olarak da oradaki reel faizler artıyor ve bizden daha fazla yabancı yatırımcı çekebilir.

Ancak yüksek reel faiz aynı zamanda yüksek maliyet demektir. Brezilya ile aramızdaki en önemli fark onlar IMF ile yola devam ediyorlar, biz ise IMF'in kredibilitesini kullanıyoruz.

Bunun avantajlarından yararlanmamızda fayda var.

Bana göre MB faizleri "müdahil" olmayacağı bir noktaya kadar indirebilir. Gerisini piyasa koşulları belirleyecektir.

DİĞER YENİ YAZILAR