Özelleştirmeler ve yerli sermayenin yitişi

Kabul edelim özelleştirmede son derece başarısızız. 1986 yılında bankacılığa ilk başladığımdan kalma bir tevatür vardır

Haberin Devamı

Kabul edelim özelleştirmede son derece başarısızız. 1986 yılında bankacılığa ilk başladığımdan kalma bir tevatür vardır. "Telekom'u satsak -o zamanlar 20 milyar dolar olan- Türkiye'nin dış borcu kapanır."

O zamandan bu yana Türkiye çok farklı bir ülke haline geldi. Doğal olarak ülke borçla da olsa büyüdü ancak hem doğrudan yabancı sermaye çekmede hem de özelleştirmelerde son derece başarısız bir grafik çizildi. Bu konuda yıllardır söylenen, yazılan-çizilen binlerce sebep var. Hemen hemen her hükümet, devletçi anlayışla özelleştirmeleri bir türlü sonuçlandırılamadı.

Hemen her seferinde kanuni engellere takılındı ancak'engel olan'kanunlar değiştirilemedi. Bu arada ne oldu, Telekom'da olduğu gibi aradan geçen 20 yılda GSM gibi yepyeni bir teknoloji ortaya çıktı ve bir zamanlar Türkiye'nin dış borcunu ödeyebilecek Telekom'un fiyatı önce 10 milyar dolara sonra 5, şimdilerde de 2-3 milyar dolarlara kadar geriledi.

Tekel'de de durum farklı değil. Yok öyle, yok böyle özelleştirelim derken pazar önce yabancı sigara üreticilerine açıldı. Zamanla hem üreticilerin sayısı arttı hem de Tekel'in her segmentinde yeni ve daha ucuz markalarla pazar paylarını hızla artırdılar. Bu arada Tekel de hızla değer kaybetti. Vergiler konusunda da ortaya çıkan kaosun katkısıyla Tekel özelleştirilemedi.

Bundan sonra Tekel'in satışı oldukça zor. Satılmayıp elde kalsa bu sefer de eskisi gibi "tekel" olmadığından dolayı kârı da düşecek ve bir anlamda yeni bir "yük" haline gelecek.

Önümüzde Erdemir, Tüpraş ve Telekom özelleştirmeleri var. Bu hükümetin, Tekel örneğinden aldığı derslerle bu önemli özelleştirmelerde hata yapmayacağını ummak geliyor içimden. Ancak Telekom için son günlerde yaşananlar özelleştirmenin yine zorlu bir dönemece gelindiğini gösteriyor. Önce ispanyolların çekilmesi, ardından İtalyan ve Körfez sermayesiyle ilgili yaşananların üstüne Koç-Sabancı işbirliğinin sona ermesi de Telekom özelleştirilmesinde oldukça zorlanılacağını düşündürüyor.

Telekom için kuvvetli adaylardan biri de Koç-Sabancı konsorsiyumuydu. Türk yerli sermayesinin en önemli adımlarından biri olabilecek Telekom için kurulan bu konsorsiyum da süpermarket savaşları nedeniyle bozuldu. Yerli sermayenin son kalesi olan Çukurova gurbunun neredeyse dağılmasından sonra artık yerli sermayeden söz etmek pek mümkün olamayacak.

Globalleşen dünyada'yerli sermayeden'söz etmek aslında pek anlamlı değil. Ancak önemli noktalarda yabancı yatırımcıların payının artması ileride ortaya çıkabilecek tekelleşme tehlikesini akla getiriyor.

En akıllıcası özelleştirilecek tüm kamu varlıklarının değerlerini yitirmeden bir an evvel özelleştirilmesi. Yanı sıra sadece yabancı yatırımcılardan medet umar hale gelmeden ve yerli sermaye de daha fazla zayıflamadan ve yabancı yatırımcılarla daha iyi koşullarda işbirliğine gitmelerine zemin hazırlanmasıdır.

DİĞER YENİ YAZILAR