3 Ekim'e beş kala, AB'den gelen haberler akılları karıştırıyor. Hırvatistan'ı himayesine aldığı görünen Avusturya'nın, kendi politikası için Türkiye'yi öne sürmesi gerginliği arttırıyor.
Yine de İngiltere'nin dönem başkanı olması; hem Türkiye'nin üyeliğini destekliyor olmasından, hem de diplomasi konusundaki ustalıkları, görüşmelere başlama konusunda sorunların aşılabileceğini düşündürüyor. Diğer taraftan Sayın Erdoğan'ın 3 Ekim'de parti toplantısında olması da dikkati çeken bir konu. Bir kriz beklemiyor ki AB misyonu ile birlikte olmayacak.
Görüşmelere her hal ve şart altında başlanacak görünüyor. Piyasaların inancı da bu yönde. Bence de başlanacak. Sonrası ise sürekli bıçak sırtında ve stres altında devam edecek. Piyasaların bu inancının devam ettiği dünkü bono ihalesinde de gözlendi.
Hazine'nin bu günkü itfası 2.2 milyar YTL iken ihaleye gelen, sadece "ortalamadan alırım diyen" (ROT) tekliflerin toplamı 4.7 milyar YTL'ye ulaşü. Hazine ROT tekliflerin 2.7 milyarlık kısmını karşılarken, normal ihaleye gelen talep (nominal) 3.6 milyar YTL oldu. ihalede 958 milyon YTL satiş yapılırken gelen talebin ancak üçte biri ortalama yüzde 15.06 bileşikten karşılanmış oldu. Rekor düşük faiz!
Her ne kadar Hazine'nin itfasından 1.2 milyar YTL fazla borçlanması para piyasalarında kısa süreli sıkışıklık yaratacak olsa da katılımcılar buna razı gibi görünüyor.
Başarılı ihale döviz cephesinde de satış getirdi. Güne 1.3470 seviyelerinden başlayan döviz piyasası ihale öncesi gelen satışlarla 1.3405'lere kadar geriledi.
Aslında diğer gelişmekte olan ülke piyasalarında da benzer hareketler görülüyor. Türk piyasasının neredeyse "ekürisi" olarak anılan Brezilya'da real Nisan 2002'den bu yana ilk kez 2.2470'lere inerken, Brezilya borsa endeksi Bovespa'da 31.000'in üzerine çıkarak yeni rekorlar kırıyor.
Diğer bir deyişle iç piyasadaki hareketleri sadece AB'ye bağlamak da yanlış olacaktır. Dünya piyasalarındaki olumlu hava devam ettiği takdirde, AB ile müzakerelere başlanmasa bile iç piyasaya etkisi sınırlı kalabilir.
Diğer bir bakış açısıyla da, diğer gelişmekte olan ülke piyasalarından bir çıkış yaşanacak olursa; AB ile müzakereler başlansa bile; Türk piyasalarının da bundan bağışık kalması mümkün olamayacaktır.
Bu düşüncenin izleri borsada görülebiliyor. Geçtiğimiz hafta Perşembe günü 34.014 ile görülen en yüksek noktadan bu yana gelen satışlarla endeks geriledi. Gerçi endeksteki gerileme 1000 puanlık bir bant içinde kalsa da endekste ağırlığı olan kağıtların dışındaki satışlar daha dikkat çekiciydi.
Borsa endeksi ile ilgili daha önceki yazılarımda 2.41 sent ve ardından da 2.85 sent seviyelerinin önemli olduğuna değinmiştim. 2.41 geçildi. Yeni hedef 2.85 sent. Ancak buraya ulaşabilir miyiz? Tahmin artık güçleşti. Brezilya'da gelen kâr satışları bize de sirayet ederse buraya yükselmekte zorlanabiliriz.
Borsa yatırımcılan için önemli bir hatırlatma! Yunanistan, Polonya, Çek Cumhuriyeti gibi ülkelerdeki borsalar da AB ile üyelik müzakerelerine başlayana kadar önemli oranda yükselmiş. Ancak müzakerelere başlandıktan sonra gelen kâr realizasyonlarıyla önemli gerilemeler yaşanmış. Gerileme ve ardından yatay seyirlerin süreleri de iki üç yıla kadar uzamış. IMKB'de de benzer bir harekete karşın dikkatli olmakta fayda var.
Önümüzdeki bir hafta önemli!
3 Ekim'e beş kala, AB'den gelen haberler akılları karıştırıyor. Hırvatistan'ı himayesine aldığı görünen Avusturya'nın, kendi politikası için Türkiye'yi öne sürmesi gerginliği arttırıyor
Haberin Devamı

