Bu sorunun iki cevabı var. İlki; madem bütün kontrol onlarda neden aşamasınlar. Geçen haftanın son iki günü olduğu gibi ‘parası neyse verirler’ ve krizi atlatırlar. İkincisiyse; kısa vadede belki ama şu andaki yanlış teşhis, ileride çok fazla “yan etki” doğuracak. Kısa vadede; hedge fonlardaki ödeme güçlüklerini aşmak, bu fonlara para yatıranların kapıldıkları paniğin daha da büyümesinin önüne geçebilmek için gelişmiş ülkelerin merkez bankalarının yaptıkları anlaşılabilir. Ancak mesele bu kadar büyüyene, kredi türev ürünlerinin; türleri, riskler ve büyüklükleri bu denli büyük rakamlara ulaşana kadar akılları neredeydi?
Başta FED ve Avrupa Merkez Bankası olmak üzere; Kanada, Avustralya, İsviçre ve bazı Asya ülkelerinin Merkez Bankaları’nın piyasalara likidite vermeleri artık bu olayın bir “kriz” boyutuna ulaştığının zımni teyidi.
Tıpkı bizim 2001’de tecrübe ettiğimiz gibi, çözüm palyatif! Uzun vadede bir çok sorunu beraberinde getirecektir. En baştaki yan etkisi de enflasyon olacaktır. Belki kısa vadede verilen likidite ile belki panik yatışacak ve hatta FED; son toplantısında enflasyona vurgu yapmasına rağmen; “olağanüstü” faiz indirmek zorunda kalacaktır. Piyasalar kısa vadede bunu “olumlu” algılayacaklardır. Ancak uzun vadede dünya ekonomisinin motoru durumundaki ABD ekonomisinde enflasyon ve hatta stagflasyon endişesi artacaktır.
Dünyada bunlar olurken bizim durumumuza baktığımızda ilginç bir resimle karşılaşıyoruz. Türkiye’de son 4-5 yılda yaşanan ‘refah ortamının’ kaynağı global piyasalardı. Hatta biz kendi iç koşullarımızdan dolayı bundan yeterince pay bile alamamıştık.
Gelinen noktada; dünyadaki ‘likiditenin’ daralması bizi; özellikle cari açığın finansmanında ve yeni yatırımların yapılması konusunda zorlayacağı aşikâr. Bu durum yakın vadede FED’in muhtemel faiz indirimi nedeniyle fazla hissedilmeyecek olsa da iki-üç yıllık perspektifte sorun olarak karşımıza çıkacaktır. Ekonomi yöneticilerinin buna şimdiden çözüm üretmeleri; özellikle FED faiz indirimin yaratacağı kısa vadeli olumlu havanın sağlayacağı zamanla, uzun vadeli çözümlere yönelmelerinde fayda var.
Diğer taraftan avantajlarımız da yok değil. Özelleştirmeler, bundan sonra elde edilebilecek fiyatlara göre çok daha avantajlı fiyatlardan tamamlandı. Tek parti iktidara geldi. Belki de en önemlisi; yüksek olan faiz seviyemiz bu krizden daha az etkilenmemizi sağlayabilir, hatta MB’nin son çeyrekte 100-200 baz puanlık faiz indirimi bile durumu değiştirmeyebilir.
Bu hafta ne olur?
Borsa tarafında düşüşün 47,500-700’lere kadar sürmesi ancak bu seviyelerden 51,300 ve hatta 52,900 seviyelerine kadar bir toparlanmanın gelmesi ihtimali hayli yüksek. Kurlarda 1.3165 seviyesi kapanış bazında aşılmadığı sürece 1.2660’lara kadar düşüş ihtimali var. Yok eğer FED ‘Faiz indirmeyeceğim’ der ve krizin daha da büyümesi söz konusu olur, 1.3165’in üzerinde bir kapanış görürsek; sırasıyla 1.3250, 1.3540 ve 1.3710 seviyeleri test edilebilir.
Merkez bankaları krizi aşabilecek mi?
Haberin Devamı

