Frankel'e göre; bir ekonomi aynı anda hem kurda istikrar, hem bağımsız bir para politikası uygulayıcısı (faiz veya fiyat kontrolü) hem de fınansal serbestiye (kambiyo rejimi) sahip olamaz. Para otoritesi bu hedeflerden en az birini bırakmak zorundadır." Atilla Çifter'in bir araştırmasından aldığım "imkânsız üçleme" olarak adlandırılan bu paragraf, bir arada gerçekleşmesi zor seçenekleri anlatıyor.
Son günlerde dünya piyasalarında yaşananlar yukarıdaki "imkânsız üçlemeye" benziyor. Hatta aynı anda gerçekleşenlerin sayısı üçten çok fazla. Gelişmelere baktığımızda; tüm dünya borsaları yukarı çıkıyor. Aynı zamanda hem Avrupa'da hem ABD'de faiz artıyor. Dolar, diğer önemli paralara karşın değer kazanıyor. ABD başta olmak üzere, enerji fiyatlarının yüksekliği nedeniyle bir çok ülkede enflasyon yukarı çıkıyor. Enflasyon endişesiyle de altın fiyatları dünyada rekor kırıyor.
İlk bakışta bunların hepsinin aynı anda olması "imkânsız üçleme" gibi geliyor. Aslında "son bakıştaki" analiz de ilkinden farklı değil. ABD'de faizler yüzde l'de iken yüzde 4'e çıkacak diye panikleyen dünya piyasalan; artışlar kademeli olduğu için faiz artışının etkisini neredeyse hiç yaşamadı. Piyasalar son FED toplantısının ardından; belki artışlara ara verilir, belki de yüzde 4.5'e çıkar ancak orada kalır düşüncesiyle faiz korkusunu üstünden atmaya çalışıyor. Bu durum da borsalara yansıyor. Hadi diyelim bununla borsalan açıkladık.
Peki altına ne oluyor? 1998-2001 arasında merkez bankalarının alün rezervlerini satmaları sebebiyle 250 dolarlara kadar düşen altının onsu 505 dolara çıkü ki nerdeyse son 20 yılın rekoru.
ABD'deki menkul piyasalarına güven yeniden oluştu ki, Eylül ayında 66 milyar dolarlık cari açığa karşın sermaye piyasalarına 100 milyar dolarlık giriş oldu. Bu girişlerin önemli kısmının Çin kaynaklı olduğu konuşuluyor. Cari açığını Çin'e karşı veren ABD'nin açığı sürdürmesinden memnun olan Çin, adeta ABD'yi "finanse" ediyor.
Bu durum dünya piyasalarında "farklı dengelerin" oluşmasına neden oluyor. FED faizleri artıyor, 10 yıllık ABD bonoların getirilen düşüyor. Anlamak da zorlaşıyor. Eskiden olduğu gibi sadece "faiz artınca borsalar düşer, vergi ve faiz düşünce de borsalar çıkar" diyerek yeni durumu açıklamak pek mümkün olamıyor.
Son aylarda dikkati çeken bir başka nokta da ABD'den gelen haberlerin "ağırlığının" azalması. Evet faiz artışları tüm dünya için önemli. Ancak artışların durabileceği ihtimali herkesin daha çok "aldığı" bir haber oluyor. FED yetkililerinden Moskow'un "fiyatlar (enflasyon) artmaya devam edecekse, faiz artışlarının da sürmesi beklenmeli" sözlerini herkes gözardı ediyor.
Yılbaşı yaklaşıyor. Herkes bu yılı kazasız belasız atlatmak, bilançolarını daha parlak kapatmak arzusunda. "Eh Noel'e surda kaldı üç hafta. Arkası yılbaşı. Yeni yılda bakarız duruma" deniyor olabilir.
Ben de bu süre zarfında bu "imkânsız çoklamayı" çözerim belki...
İmkânsız üçleme gibi bir durum
Frankel'e göre; bir ekonomi aynı anda hem kurda istikrar, hem bağımsız bir para politikası uygulayıcısı (faiz veya fiyat kontrolü) hem de fınansal serbestiye (kambiyo rejimi) sahip olamaz...
Haberin Devamı

