İsviçre ile oynanan 2006 Dünya Kupası play-off maçlarını düşünün. Varsayalım ki ilk maç rakip sahada 0-0 berabere bitmiş ve ikinci maçın ikinci yansında kendi kalemize attığımız bir golle yenik durumdayız. Artık illa kazanmamız lazım ve maçın son 15 dakikası kalmış.
Önce Galataport, ardından da Tüpraş, hükümetin yukarıda sözünü ettiğim "kendi kalesine' attığı gole benziyor. İşi iyiden iyiye zora soktular. Her iki ihalede de hukuki problemler nedeniyle yürütmeyi durdurma karan verildi. Önceki yıllarda yaşanan sorunlardan ders alınmamışçasına, özelleştirme yine hukuka takıldı.
Galataport'ta; diğer iki teklifin toplamından daha fazla fiyat öneren Of er'in teklifi düşüktür, yüksektir tartışılabilir. Ancak Tüpraş meselesini anlamak pek mümkün değil. Henüz gerekçeli karar açıklanmadı ama ilk bilgilere göre 'ihalenin yapılmasının yürütmesi' durduruldu. Ardındaki gerekçe de Özelleştirme İdaresi Başkanlığı'nın (ÖİB) bu ihaleyi Özelleştirme Yüksek Kurulu karan olmadan yapmış olmasıdır. Tüpraş ihalesini yakından takip etmiş olanların söylediğine göre aynı sorun, Zorlu Grubu'nun Kazaklarla beraber aldığı ihalede de söz konusuymuş.
Madem bu kadar temel bir hata ilkinde yapıldı, ikincisinde de mi aynı hata yapılır? Hal böyle ise sorumluluk ÖİB ve bu kurumun başındaki kişileri atayan siyasi iradededir. Yani hükümette.
Hele ki Tüpraş bu kadar iyi bir fiyattan satılmışken. Tamamı için 8.2 milyar dolar değer üzerinden alınan Tüpraş'ın borsa değeri hiçbir zaman bu rakama ulaşmamış. Son borsa değeri 4.9 milyar dolar olan Tüpraş, borsanın en yüksek olduğu 2000 Ocak ayında 6 milyar dolarmış. Denebilir ki o zaman petrol fiyatları 15-20 dolar seviyelerindeydi, bugünlerde ise 63-68 dolar seviyelerinde. Rafineri işi açısından bakıldığında bu argümanın pek bir anlamı yok, zira önemli olan rafineri marjları. O yıllarda yüzde 1-4 arasında değişen marjlar, son yıllarda yüzde 3-8 arasına yükselmiş durumda. Bu da aradaki fiyat farkını açıklamakta fazla yardımcı olmuyor.
Ancak yeni rafineri yapmanın 4-5 yıl sürdüğü göz önüne alındığında, Koç Grubu'nun çalışır ve karar mekanizmasını kontrol edebildiği Tüpraş'a bu fiyatı vermesi stratejik olarak doğru olabilir.
İyi fiyatla satılmış, parası ödenmiş, temel hukuki prosedürü büyük ölçüde tamamlanmış böylesi bir ihalenin iptali, hele ki Galataport'tan sonra gelmesi, piyasalarda ciddi tedirginliğe yol açacaktır. Bu karardan Ereğli özelleştirmesinin de etkilenebileceğini düşünen yatırımcıların geçtiğimiz hafta yaptıkları hisse satışları buna bir örnek.
Tüm dünya borsalarında Şubat ayı ile birlikte bir kâr realizasyonu yaşanmaya başladı. Bu durum tek başına piyasaların düşmesi için yeterli sebep. Bir de buna özelleştirme iptalleriyle ek gerginliklerin eklenmesi ciddi 'güven erozyonu' yaratıyor.
Bir an evvel gerekçeli karar çıkmalı ve hükümet bu konudaki tavrını netleştirmelidir. Bana göre Tüpraş'ın iptali tam anlamıyla "pişmiş aşa su katmak" olacaktır ki, yeniden ihale yapılsa bu fiyatın bulunması mümkün olmayabilir.
Buna bir de Tüpraş'ta "yetki ve karar verme zaafiyet i" eklenir ise, "Nereden çıktı şimdi bu?" dedirtecek türde bir "benzin sıkıntısıyla' karşı karşıya bile kalabiliriz.
Galataport, Tüpraş... Ya da kendi kalesine gol atmak...
İsviçre ile oynanan 2006 Dünya Kupası play-off maçlarını düşünün. Varsayalım ki ilk maç rakip sahada 0-0 berabere bitmiş ve ikinci maçın ikinci yansında kendi kalemize attığımız bir golle yenik durumdayız. Artık illa kazanmamız lazım ve maçın son 15 dakikası kalmış...
Haberin Devamı

