Çağrı zorunluluğu; bir şirketin yüzde 25 ve üzerindeki paylarının doğya da dolaylı olarak el değiştirmesi durumunda, satın alanın gerek hakim ortağa gerekse de azınlık paylarına sahip olanlara aynı hakkı tanıması, hissedarlar arasında ayrımcılık yapılmaması için SPK tarafından getirilmiş bir kuraldır.
Daha çok borsadaki küçük yatırımcıları korumak üzere getirilmiş bu kural sadece bize has değil, tüm gelişmiş ülkelerin sermaye piyasalarında da geçerlidir.
Ancak bu maddeye istisnalar da getirilmiştir.
* Eğer el değiştiren hisseler şirketin daha güçlü bir sermaye yapısına kavuşmasına yardımcı olacak zorunlu bir artırımdan kaynaklanıyorsa,
* Herhangi bir şekilde yönetim hakimiyetinde bir değişikliğe yol açmıyorsa,
* Yasal zorunluluklar sonucunda böyle bir durum hasıl oluyorsa,
* Özelleştirme kapsamındaki kamu paylarının satışında,
* Ortaklık genel kurulunda 2/3 oy çokluğuyla çağrı yapılmaması onaylandığı takdirde,
SPK'ya yapılacak başvuru ve SPK'nın incelemesi sonucunda çağrı zorunluluğundan istisna tutulabilme imkânı var.
Son aylarda birbiri ardına gelen bir 'istisna talebi' dalgası var. Küçük yatırımcıların korunması amacıyla konulmuş olan bu madde istisnalar nedeniyle çalışmıyor. Küçük yatırımcılar korunma yerine zararla karşılaşabiliyor.
Evet uzun vadede yabancı şirketlerle yapılan ortaklıkların küçük yatırımcıya büyük faydası olabilecektir. Ancak kısa vadede küçük yatırımcı, hakim ortak kadar bu alışverişten faydalanamadı. Bunun yanı sıra daha önceki örneklerin açtığı kapıdan diğerleri de girmeye karar verdi. Bu durum alıcı tarafa şirket satin alırken maliyetini kısma avantajı sağlıyor. Küçük yatırımcı kimsenin umurunda değil. Bu taleplerin önünü açan en önemli istisna; 2/3 çoğunlukla genel kurulda alınacak kararın yeterli olması.
Borsadaki halka açıklık ortalamasının yüzde 25 olduğu bir ortamda böylesi bir kararın alınması hiç de zor değil. Hakim ortakların yüzde 75'lik paya sahip olduğu bir şirkette bu karar kolaylıkla alınabilir durumda. Diğer taraftan aman yabancı sermaye gelsin diye, her talebin SPK tarafından olumlu karşılanması borsadaki küçük yatinmcılan da tedirgin ediyor. Kimse onlara "Yeni sermayedar ile ortak olmak ister misin?" diye sormuyor.
Küçük yatırımcının tek savunması beğenmediği bir ortak olması durumunda hissesini zararına da olsa satması.
Yabancı yatinmcıların borsadaki şirketleri almaları için neredeyse bir ön şart haline gelmeye başlayan bu durum, istisnalar kural haline gelmeden' SPK tarafından bir an evvel netleştirilmelidir. Aksi takdirde 'hissedarlar arasındaki aynmcılık' küçük yatırımcıların borsadan ayrılmasına sebep olacaktır.
"Çağrı zorunluluğu" zorunluluk değilmiş!
Çağrı zorunluluğu; bir şirketin yüzde 25 ve üzerindeki paylarının doğya da dolaylı olarak el değiştirmesi durumunda, satın alanın gerek hakim ortağa gerekse de azınlık paylarına sahip olanlara aynı hakkı tanıması, hissedarlar arasında ayrımcılık yapılmaması için SPK tarafından getirilmiş bir kuraldır
Haberin Devamı

