Aşırı iyimserlik mi?

ABD Merkez Bankası FED'in efsanevi başkanı Greenspan'in finans literatürüne kazandırdığı bir terim var: "Irrational exuberance". Tam Türkçe karşılığını bulmak zor ancak "akılcı olmayan taşkınlık" olarak çevrilebilir

Haberin Devamı

ABD Merkez Bankası FED'in efsanevi başkanı Greenspan'in finans literatürüne kazandırdığı bir terim var: "Irrational exuberance". Tam Türkçe karşılığını bulmak zor ancak "akılcı olmayan taşkınlık" olarak çevrilebilir. Greenspan bu sözü Aralık 1996'da Amerikan borsa endeksi Dow Jones'un 3,500'lerden 6,000'li seviyelere geldiğinde söylemişti.

Aşırı iyimserlikle hızlı yükselen varlık fiyatlarının sorun yaratabileceğini ve bir düzeltme gelebileceğini göstermek amacıyla söylenen bu sözlerle piyasalar kısa bir süre sarsılmıştı. 1998 Asya krizi tüm piyasaları derinden etkiledi ancak yukarı trend gücünü korudu. Dow Jones endeksi üç yılda, Greenspan'in uyarı yaptığı seviyelerin bile iki katına yükseldi. Ardından gelen 11 Eylül saldırıları sonrasında piyasalara düşük faizlerle verilen inanılmaz likidite, hem ABD borsa seviyelerinin zirveye yakın seviyelerini korunmasına, hem de gelişmekte olan ülke piyasalarında ciddi yükselişler yaşamasına yardımcı oldu. 2000 yılında faizleri yüzde bir seviyesine kadar düşüren FED Başkanı Mart 2004'te artık düşük faiz döneminin sonuna gelindiğini ve faizlerin yükseleceği açıklamasını yaptı. Yükselişin ani mi yoksa kademeli mi olacağını kestiremeyen tüm piyasalarda, bir hafta gibi kısa süre içinde, ciddi düşüşler yaşandı. Örnek olarak 2030 vadeli Türk eurobondunun fiyatları 144 dolardan 112 dolara gerilerken getirilen de yüzde 8'den 10.60'a yükseldi.

O dönemde yüzde l olan faizlerin bir anda yüzde 4 seviyelerine çıkılacağı endişesi bu hareketlerin asıl sebebiydi. Ancak artışların kademeli olacağının netleşmesiyle pozisyonlarını ayarlama fırsatı verildiği için rahatlayan piyasalar, eski seviyelerini aşarak daha da yükseldi.

Bugün gelinen nokta da son 25 baz puanlık artışla FED faizleri ilk anda endişe edilen yüzde dört seviyesine yükseldi. Diğer yandan ABD enflasyon rakamları yüksek geliyor. Eylül ayında yüzde 1.9 ile 15 yılın rekoru kırıldı. İlk dokuz ayın enflasyonu yüzde 4.25 seviyesine yükselmiş durumda ki daha yılın bitmesine üç ay var. Birçok ülkede olduğu gibi ABD'de de bir gayrimenkul balonundan söz ediliyor.

Enflasyonu en ciddi tehdit olarak gören FED'in faiz artışlarını durduracağına dair henüz bir işaret yok. Piyasalardaki beklenti faizlerin önümüzdeki yılın ilk yarısında yüzde 4.5 hatta yüzde 5'e kadar yükselebileceği yönünde. Böylesi bir artışın başta gelişmekte olan ülke piyasaları olmak üzere tüm piyasaları etkilemesi kaçınılmaz. Hele ki bu artış yarışına Avrupa Merkez Bankası'nın da gecikmeyle de olsa katılacağı düşünülürse.

10 yıllık ABD bonolarının getirilerinin yakından izlenmesinde fayda var. Zira geçtiğimiz hafta kritik 4.55 seviyesi aşıldı ve Çarşamba günü 4.64 seviyelerine gelindi. 2000 yılından bu yana gelen trendin kırıldığı göz önüne alındığında yeni hedef yüzde 5 olarak görünüyor. ABD'deki faizlerin arttığı bir ortamda Türk eurobondlarının ABD bonolanyla olan spreadlerinin bugünlerdeki 290 baz puan seviyelerin korunmasının zor olacağı akılda tutulmalı.

DİĞER YENİ YAZILAR