AB'ye Airbus'la mı gireceğiz?

Dünkü gazetelerde Sn. Erdoğan'ın Berlin ziyareti sırasında 36 adet Airbus uçak alımı anlaşmasının imzalandığı haberi yer aldı

Haberin Devamı

Dünkü gazetelerde Sn. Erdoğan'ın Berlin ziyareti sırasında 36 adet Airbus uçak alımı anlaşmasının imzalandığı haberi yer aldı. Önceki gün Berlin'de Almanya Başbakanı Schröder ve Fransa Cumhurbaşkanı Chirac ile üyelik müzakerelerine başlama konusunda, özellikle Fransa'nın itirazlarının halledilmesi için mini bir zirve toplantısı yapıldı. Fransız kamuoyu Türkiye'nin üyeliğini neredeyse tamamen "iç politika" malzemesi haline getirdi.

Tartışmaların bu denli öne çıkması ve başta Fransa olmak üzere tüm Avrupa basınında manşetlerden inmemesi, aslında iyi bir haber. Bu denli yoğun tartışmalar bana; 17 Aralık'ta öyle ya da böyle müzakerelere başlama kararı çıkacağını, ancak ondan sonrası için neler yapılabileceğinin tartışıldığını düşündürüyor.

* AB'nin ağır toplarından Fransa, henüz daha tam olarak ikna olmuş görünmüyor. Uzun yıllardır hayır diyen Fransızlar özellikle Irak meselesinden sonra zoraki bir "havet'e" (hayır, yarım ağız evet) dönmüşlerdi. Bu arada Türkiye Kopenhag siyasi kriterlerinin neredeyse tamamını yerine getirdi. AB'nin diğer üyeleri gibi Fransızların da; Luxembourg zirvesinde verilen sözlerden dönemedikleri için ve uzun müzakere sürecinde nasılsa bir şeyler yapılabilir düşüncesiyle müzakerelere başlama konusunda "hevet'e" (evet, yarım ağız hayır) dönmeye başladıkları izlenimi oluştu.

* Bu değişiklikte acaba 2,8 milyar dolarlık Airbus alımının da bir payı var mıydı?

Bilindiği üzere Almanya ve Fransa, Airbus şirketinin büyük ortakları. Diğer ortaklar İspanya ve İngiltere. Aralık'taki zirve öncesinde bu anlaşma acaba bir tür tatlandırıcı (sweetener) görevi mi yapacak? Olmasaydı ne olurdu? Ya da aralık zirvesinden sonra imzalanması bazı şeyleri değiştirir miydi? Herhalde çok fazla bir değişiklik olmazdı. Yine de böylesi büyük bir ticari anlaşmanın zirve öncesi yapılması ilginç.

* Bu anlaşmanın imzalanması sonrasında yapılan basın toplantısında Chirac'ın müzakerelerin 2005'te başlayabileceğini söylemesi olumlu algılandı. Yine aynı basın toplantısında Schröder'in "Aralık'ta Avrupa Konseyi'nin müzakerelere başlama kararını vereceğine inanıyorum. Müzakere tarihi 2005 olacak ve müzakerelerin hedefi, Türkiye'nin tam üyeliği" açıklaması belli bir mutakabata varıldığı izlenimini yaratıyor.

* AB'den gelen bu haberler ve çetrefilli Çukurova anlaşmalarından hangisine ait olduğu bir türlü anlaşılamayan 30 milyon dolarlık ödeme, borsada da iyi algılandı. Önceki gün gelen alımların dün de devam etmesiyle, borsa günü 423 puan artışla kapattı. Ancak bono-faiz tarafında, ihalelere gelen yüksek talebe rağmen, hemen hemen hiçbir hareket, değişiklik olmadı. Anlaşılan o ki Airbus anlaşması ve ifade ettikleri, Türkiye'nin borç dinamiğini hiç ilgilendirmiyormuş.

DİĞER YENİ YAZILAR